BİR DAHA SEYAHAT ETMEMEK Mİ YOKSA BİR DAHA SOSYAL MEDYA KULLANMAMAK MI ?

Şu an günümüzde gündemde olan iki konu var biri: seyahat etme tutkusu diğeri ise sosyal medya kullama bağımlılığı. Biri dünyayı gezmek, yeni yerler keşfetmek, farklı kültürler öğrenmek ve tarihi eserler görmek bir diğeri ise bilgiye kolay ve hızlı bir şekilde ulaşmak, uzaklardaki sevdiklerimizle iletişim kurmaya imkan sağlayan dijital bir evren. Her ikiside günümüz hayatın önemli bir parçası haline gelmiştir. Peki bir gün size ” Ya bir kez daha seyahat edemeyeceksiniz ya da sosyal medyaya hoşça kal diyeceksiniz hangisini seçersiniz ? ” sorusu sorulsa sizin için doğru cevap veya seçim hangisi olurdu?

Benim için doğru cevap: Sosyal medyadan vazgeçmek olurdu. Çünkü seyahat etmek insana yeni şeyler katar, öğretir ve yaşatır. Ama diğer elde sosyal medyada seyahat ettiğiniz yerleri sadece küçük dikdörtgen bir elektronik cihazdan bir tek görebiliyorsunuz.

Örneğin: Tayland’a gittiğinizi hayal edin; seyahat ederek oranın kültürünü, tarihini, yemeklerini hatta insanlarını bile öğrenebilirsiniz tabii ki bunlar sosyal medyayı kullanarak yapamayacağınız şeyler değil fakat o yemekleri tadını alamazsınız,  oradaki insanlarla komünikasyon kurabilmek ve onları anlamak için çaba sarf edebilir misiniz ya da oranın manzarasını kendi gözlerinizle görebilime olağanına sahip mısınız? Hayır, bunların hiç birini yapamazsınız çünkü sosyal medya bu deneyimlerin ucuz bir yansımasından ibarettir.

Elbette sosyal medyanında yararları var. Uzaklardaki arkadaşlarımızla, akrabalarımızla ve sevdiklerimizle iletişim kurmamıza imkan sağlıyor, bilgiye hızlıca ulaşmamıza yardımcı oluyor ki bunlar günlük ve iş hayatımızda bize çok büyük bir miktarda yardım sağlamasınına rağmen bu etkenler sosyal medyanın üzerimizde olan baskısını yok saymaz. Beğeniler ve yorumlarla insanların değerlendirildiği bir dünyada, tek gayesi kendini iyi gösterip öne çıkarmak olan bireyler, sosyal medyanın yarattığı bu dünya nedeni ile kendi kişiliklerini farklı insanlara göstermekten alıkoymakta olmasıyla birlikte bağımlılığa da yol açmakta. Sabah kalkar kalmaz elektronik cihazlarımıza sarılıp attığım gönderiyi  kim beğenmiş kim yorum yapmış diye bakmak size zararsız gibi gelebilir halbuki saatlerimi hatta günlerimizi yiyor. Bu döngü ilerledikçe içinde olduğumuz gerçek hayat gittikçe arka plana itiliyor. Seyahat etmek ise içinde olduğumuz dünyayı sosyal medyanın aksine olabilecek en ön plana aktarıyor.

Bir daha seyahat edememek demek, dünyayı bütün yaşamım boyunca dijital bir ekrana bakarak geçireceğim anlamına geliyor. Sonuç olarak  ben tercihimi keşiften, dünyanın manzaralarını gözlemlemekten, gerçek dünyayı yaşamaktan yana kullanıyorum. Sosyal medyayı bırakabilirim lakin dünyayı keşfetmeden hayatıma görüşürüz demeyi kabul edemem. Çünkü gerçek hikayeler ekranda değil, yollarda yazılır.

 

(Visited 4 times, 1 visits today)