Bir gün bir makine gördüm ve üstünde “zaman makinesi” yazıyordu. Sonra merak ettim ve içine girdim. İçinde yıl seçebileceğimiz bir ekran vardı. Seçtiğimiz güne sadece bir gün gidebiliyorduk. 1990 yılını seçtim ama neden o yılı seçtiğimi bilmiyorum. Makinedeki “yıla git” butonuna bastım. Hızla ve değişik seslerle geçmişe ışınlandım.
Gittiğimde çok aç olduğum için önce bir restorana gittim. Bir çiğ köfte dükkânına girdim ve “Bir dürüm ne kadar?” diye sordum. Çalışan kişi “150 bin TL.” dedi. Çok şaşırdım. Neden bu kadar pahalı olduğunu sordum. Çalışan kişi ise “Bunlar klasik fiyatlar hatta ucuz bile satıyoruz.” dedi. O anda aklıma o dönemde paradan 6 sıfır atılmadığı geldi. Sonra “Tamam.” deyip bir dürüm aldım. Yanına da ayran alıp afiyetle yiyip içtim.
O yıllarda Barış Manço’nun yaşadığını hatırlayıp onu ziyarete gitmeye karar verdim. Televizyondaki programını izleyip oradan adresini aldım ve koyuldum yola. Onun evini biraz uğraştıktan sonra sora sora buldum. Kapısının önünde bekledim. O da bir saat sonra konseri için evden çıktı. Koşarak yanına gittim. Çocukları çok sevdiği için çok mutlu oldu. Bana imzalı bir kaset verdi. Kasetin nasıl çalıştığını bilmiyordum. Geri döndüğümde babam bana anlattı ve bir kasetçalar aldı. Onun şarkılarını hâlâ dinliyorum.
