Dışarıdan gelen bir sesle irkildim. Pencereye doğru koştum. O anda, hayatımı tamamen değiştirecek şeyi gördüm. Dışarıda bir kitap vardı ama bu sıradan bir kitap değildi — içinden ışıklar çıkıyor ve kitap havada uçuyordu!
Bu sesi duyan babam da odaya geldi. “Ne oluyor oğlum, sen de duydun mu bu sesi?” dedi. Perdeyi hızla açtım ve dışarıyı gösterdim. “Bak baba, orada bir şey var!” dedim. Babam dikkatle baktı ama hiçbir şey göremedi. “Herhalde rüya gördün, biraz dinlen.” diyerek odadan çıktı.
Babam gidince dayanamadım, pencereyi açtım ve o kitabı elime aldım. Kitaba dokunduğum anda her yer karardı, bayıldım. Uyandığımda kendimi yerde buldum. Kitap önümdeydi ve sayfaları kendi kendine açılıyordu. İçindeki büyüleri okudukça aklıma inanılmaz bilgiler doldu. Artık her şeyi biliyordum!
Sayfalar arasında “Kara Mühürler” adında bir bölüm dikkatimi çekti. Merakla bir tanesini denedim. O anda gökyüzünde şimşekler çakmaya başladı, yer sallandı ve bir ses duydum — sanki bir kapı açılıyordu. Hemen dışarı koştum. Bahçede dev bir uzay gemisi belirmişti! İçinden dört gözlü bir yaratık indi ve mekanik bir sesle “Bip… Boob…” dedi. Sonra bana dönüp “Ömer, bizimle gel!” diye konuştu.
Korkudan dizlerim titredi. Kaçmak istedim ama hareket edemedim. Yaratıklar beni yanlarına aldılar. Gözlerimi tekrar açtığımda kendimi uzay gemisinde buldum. Etrafımda parlayan küreler, garip cihazlar vardı. Uzaylılar bana dönüp şöyle dediler: “Kitaptaki büyüleri bize ver. Yoksa seni sonsuza kadar burada tutarız.”
Onlara güvenemedim. Çünkü eğer o büyüleri öğrenirlerse istedikleri her şeyi yapabilirlerdi. Düşünürken aklıma bir fikir geldi. Sahte bir büyü uydurdum ve onlara söyledim. Söylediklerime inandılar ve beni serbest bıraktılar.
Dünyaya döndüğümde her şey normale dönmüştü. Ancak o olaydan sonra birçok televizyon kanalı, gazeteci benimle röportaj yapmak istedi. Hiçbirini kabul etmedim. Çünkü yaşadıklarım gizliydi.
Ve işte o gün, sıradan bir çocukken… bir büyücüye, bir “cadı”ya dönüştüm.
