Merhaba, ben Can. 15 yaşındayım, ben Mısırlıyım. Bulunduğum bölge çöl olduğu için açlık sıkıntıları çekiyoruz. İsterseniz size bir anımı anlatmak istiyorum.
Bundan beş yıl önce arkadaşlarımla oynuyordum ve bir anda kum fırtınası başladı. Göz gözü görmüyordu, herkes koşturup sığınacak yer arıyordu. O sırada ben, telaşla ters yöne koştum. Sonra bir tapınak buldum ve orada beklemeye başladım. Tabii bu sırada annem babam beni merak eder diye çok korktum. Sonra uyuyakalmışım. Sabah olduğunda çok acıkmıştım, yemek aramak ve köyümü bulmak için yola çıktım. Yolda bir ağaç bile görmedim. Çok susamıştım. Sonunda bir ağaç gördüm, hemen ağaca tırmanmaya başladım. Her dala baktım ama hiçbir şey bulamadım. Sonra aklıma sığınak geldi.
Belki orada bir yemek olabilirdi. Susuzluktan sanki bayılacak gibiydim. Güneş batıyordu. Yolda bir deve gördüm, üstünde güzel mi güzel bir eyer vardı. İlk başta çekindim ama yorgunluktan bayılmamak için üstüne bindim. Aklıma deveyi kesip yemek geldi ama hem onu kesecek hem de pişirecek malzemem yoktu. Sığınağa geldiğimde kara kara düşünmeye başladım. İnsan açlık ve susuzlukla 4 gün yaşardı ama küçük olduğum için ben 3 gün dayanabilirdim. Ve bu sürenin 3’te biri bitmiş, ümidim azalmıştı. Sığınaktan da yemek çıkmamıştı. 2. gün, geçen seferki yolun sağ, sol ve arka kısımlarına baktım ve arka tarafa giderken daha fazla dayanamayacağımı düşündüm. Tam o sırada köyümün tabelasını gördüm. İçeri girdim ve evime varınca…
“YEMEK!” diye bağırdım. Anne ve babama sarıldıktan sonra hemen yemek yedik.
