açlık

Afrika’da Bir Günüm

  Merhaba ben Tara,  12 yaşındayım. Yedi üyeden oluşan aileme ve kendime ekmek parası çıkarabilmek için zor işlerde çalışıyorum. Mesela binalara tuğla yapıştırıyorum. Size ilk duyduğunuzda pek zor gelmemiş ve çocuklara uygun bir şeymiş gibi gelmiş olabilir ama inanın bana, 12 yaşında minik bir çocuğun günde 8 saat yapması için çok zor bir iş. O sıcakta yüzümden ayağıma ter damlaları akarken “Keşke kan damlasa da kurtulsam.” diyorum içimden ama ben olmasam aileme kim bakacak? Annem evde üç küçük kardeşimle tek başına başa çıkmaya çalışırken babam, benden çok daha zor işlerde çalışıyor. Buna rağmen benden çok daha az para kazanıyor. Evet, babam belki de 8 saat değil 6 saat çalışıyor ama eminim yaptığı bu tehlikeli iş, benimkinden katlarca önemli ve korkunç.

  Afrika’da pek bakılmıyor ne iş yaptığına, kaç saat çalıştığına bakılıyor. Kısacası ben olmasam ailemizin geçinebileceğini sanmıyorum. Bu arada, daha önce üç küçük kardeşten bahsetmiştim değil mi? Biz beş kardeşiz ve sadece kendimi ve diğer üçünü biliyorsunuz. Benim bir de ablam var, Amara. Afrika’da çok yapmak istediği o iş olan doktorluğu yapamayacağı gerçeğiyle yüzleştikten sonra bizi bırakıp, 19 yıl boyunca Afrika’da bir köle gibi yaşamaktan kurtuldu. Ben de bir gün onun gibi olmak istiyorum.

  Neyse, kendim ve ailem hakkında çok bilgi verdim. Şimdi size böyle bir hayatta yaşadığım normal bir günden bahsedeceğim. Sabah 06.00–06.30 sularında babam “Tara, uyan artık.” diyerek beni uyandırıyor. Pijamalarımı çıkartıp eski, kirli ve yırtık gündelik kıyafetlerimi giyiyorum.  Giyilebilecek  sadece iki kıyafetim var. Onların biri de pijama zaten. Sonrasında “Kahvaltıya oturuyoruz.” demek geliyor içimden ama kahvaltımız genellikle olmuyor. Eğer şanslıysak akşamdan kalan pilavı  ısıtıyor ve yiyoruz.

  Annem ağlamakta olan kardeşlerime bakmaya giderken bize “Görüşürüz.” bile deme fırsatı olmuyor. Bu yüzden hemen yola koyuluyoruz. Babam beni inşaata kadar takip ediyor ve bana sarılarak mağaraya doğru ilerlemeye başlıyor. Babam yaşındaki adamlar ve ablam yaşındaki gençlerle beraber 8 saat tuğla yapıştırıyorum. Arada sadece bir kere 20 dakika mola vererek günlük işimi tamamladığım için tek başıma eve yürüyorum.

  Evet, bugün de akşam yemeği yok. Babama kazandığım parayı veriyorum ve babam ekmek almaya gidiyor. Babamın dönmesi bir saat sürüyor çünkü su da almaya gitmiş. Afrika’da suyunu kendin çıkartıp taşıyorsun, en azından fakirsen böyle. Yemeğimizi yiyoruz ve doğru yatağa giriyorum çünkü 06.00’da uyanmak hiç kolay değil.

  Evet, Afrika’da bir günüm böyle geçiyor. Söylemek istediğim tek şey, elinizdekilere minnettar olun. Afrika’da fakir bir ailede de doğabilirdiniz.

(Visited 5 times, 1 visits today)