Merhaba,
Ben, dünyanın en fakir ülkelerinden biri olan Uganda’da yaşayan 10 yaşında Afrikalı bir çocuğum. Benim ülkemde yer altı kaynakları çok fazla ancak ülkemizin bu kaynaklarına el konuluyor. Maalesef bu yüzden ülkemizdeki durum çok kötü, halkımız geçinemiyor ve yaptıkları işlerden yok denecek kadar az gelir sağlıyorlar. Ben de bu durumun içindeyim ve daha bir çocuk olmama rağmen çalışmak zorunda kalıyorum. Bu, bir çocuk için çok kötü değil mi sizce de? Ancak maalesef bu bir gerçek.
Dünyanın farklı yerlerinde çoğu insan önündeki yemeği beğenmeyip burun kıvırırken Afrika’daki küçük büyük fark etmeksizin milyonlarca insan aç. Afrika kıtasında açlıktan ve açlıktan türeyen sağlık sorunları yüzünden günde 10.000’den fazlası çocuk olmak üzere 25.000 kişi hayatını kaybediyor. Ancak ne yazık ki dünyanın çoğu bunu umursamıyor.
Şimdi geçelim asıl konuya, yani benim bir günümün nasıl geçtiğine. Ben sabahları kısa bir uykunun ardından saat 04.30 gibi uyanıp tarlaya doğru yürüyerek yola çıkıyorum. Bir saat sonra çalıştığım tarlaya varıyorum ve çalışmaya başlıyorum. Tarlada sıcaklık yaklaşık 50 derece. Çalışmak için çok sıcak ama biz çalışmak zorundayız ve bu sıcakta şapkasız olarak çalışıyoruz. Hatta bazen bayılanlar bile oluyor. Biz, saatlerce aç ve susuz şekilde çalışıyoruz. Akşam olunca da 12 saatlik çalışmanın ardından yorgun bir şekilde yine yürüyerek eve dönüyoruz. Çoğu zaman vücudumuzda yaralar ve çizikler oluşuyor.
Bu yoğun çalışmanın ardından çok yüksek bir kazancımız olduğunu düşünüyorsanız da yanılıyorsunuz. Ay sonunda bize verilen maaş ile geçinmek imkânsız. Merak ediyorsanız söyleyeyim: Bize verilen para yaklaşık 10 lira. Buradan dünyadaki diğer insanlara sesleniyorum: “Elinizdekilere şükredin ve israftan kaçının.”
Evimizden de bahsetmek istiyorum. Barakadan ibaret, derme çatma, korunaksız bir ev. Hiçbir zaman odam olmadı, oyuncaklarım olmadı, tertemiz uykuya dalacağım bir yatağım bile olmadı. Bizler de çocuğuz; en güzel ortamlarda yaşamak istiyoruz ama maalesef yokluğun ortasında sefalete, ölüme terk edilmiş bir toplumuz.
Tüm dünyaya sesleniyorum: Bizim sesimizi duyun. Ve tüm çocuklar; tabağınıza konulan yemeklerinize, tertemiz içtiğiniz suyunuza, sıcacık misler gibi yattığınız yataklarınıza, sabah uyanıp gittiğiniz okulunuza, özgürce oynadığınız parklarınıza, sokaklarınıza, bu sonsuz mutluluğunuza şükretmelisiniz. Ben ve benim gibi binlerce çocuğun hayalini yaşıyorsunuz.
BİZİ UNUTMAYIN!
