Zama

An original illustration of breaking free from the chain.
nın başından beri insanların temel ihtiyaçları olmuştur.Bunların en temeli yiyecek içecek ve barınaktır ancak insanlık geliştikçe toplumların yeni ihtiyaçları oluşmuştur.Bu ihtiyaçlarını karşılamak için insanoğlu özgürlüğü yaratmıştır.Özgürlük insanın iradesi içinde ne isterse yapabilmesidir ve bazı filozoflar özgürlüğü açıklayıp yorumlamışlardır.Bu filozoflardan ikisi Jean Jack Rousseau ve Friedrich Nietzsche’dir.Jean Jack Rousseau “İnsan özgür doğar ama her yerde zincire vurulmuştur”der.Bu yorum insanların kısıtsız doğduğu ancak etik ve görgü kuralları veya toplumsal kurallar ve gelenekler yüzünden kısıtlanmıştır demektir.İnsanlar bebeklik ve çocukluk zamanlarında özgürce eğlenir lakin yaşlandıkça insanların onlardan beklentileri olur ve yapmaları gereken sorumluluklar baş gösterir.İnsanlar bu beklentileri karşılamaz veya sorumluluklarını yapmazsa sonuçlarıyla karşılaşır.Öbür kefede ise Friedrich Nietzsche’nin özgürlük anlayışı vardır.Nietzsche “Özgürlük, insanın kendine karşı sorumluluk alabilmesidir”der.Bu cümle insanın başkaları tarafından kısıtlanması yerine kendisi tarafından sınırlanmasını destekler.Misalen bir bağımlının iradesi zayıftır çünkü zaafı olan şeye dayanamaz.Bundan dolayı iradesi zayıftır nitekim özgürlüğü yok denecek kadar azdır.Bu bağımlının aksine iradesi çelik gibi sağlam olan,kendine “Dur” diyebilen birinin özgürlüğü boldur.Bunun nedeni ise iradesi sağlam olan kişi kendini durdurabilirken bir bağımlı durduramaz.Bu iki düşünürün düşünceleri arasında benzerlikler ve farklar vardır.Rousseau ve Nietzsche özgürlüğü insanların bir temel değeri olarak görür,otoriteye ve kör iradeye ne olursa olsun karşı çıkacağını destekler.Ancak Rousseau toplumsal düzenin insanı zincire vurduğunu söylerken Nietzsche insan özgürlüğünün irade ile doğru orantılı olduğunu destekler.Bu iki düşünürün görüşleri arasındaki en büyük fark ise Rousseau toplumu ve toplumsal kuralları insanları kısıtlayan zincirler olarak görürken Nietzsche özgürlüğü kıstılayan şeyi toplumda değil insanın içinde arar.Ona göre insanı zincire vuran şey toplumun kuralları değil insanın iradesinin zayıf olmasıdır.Benim görüşüm ise insan özgürlüğü bulursa onun özgürlüğünün kısıtlanamayacığı sadece komple yok edilebilecek birşey olmasıdır.Bunun en güzel örneği George Orwell’in yazdığı 1984 adlı kitaptır.Bu kitapta ana karakter Winston Smith doğduğu andan beri Büyük Biraderin otoritesini bir kere bile sorgulamamıştır.Robot gibi Büyük Biraderin tüm komutlarına uymuştur.Ancak Büyük Biraderin geçmişi sildiğini ve Parti’nin yalan söylediğini fark edince içindeki özgürlük ateşi yanar.Büyük Birader Winston’a ne yaparsa yapsın Winstonun içindeki ateş sönmemiştir ancak Winston öldüğünde içindeki ateş de ölmüştür.Bu durum, insanın özgürlüğünün ne kadar güçlü ama aynı zamanda ne kadar da kırılgan olduğunu gösterir.Sonuç olarak Roussesau’nun toplumsal zincirleri,Nietzsche’nin iradesi ve kendi görüşüm aynı yere işaret eder.Özgürlük anlayışı kişiden kişiye değişir ama bu anlayışı yok etmek imkansızdır.
