FAZLA GÜZEL BİR GÜN

  Gözlerimi açar açmaz güzel bir an…Sanki gecenin karanlığını biri alıp yerine bambaşka bir dünyaya ışınlanmıştım! Odanın penceresinden içeri süzülen ışık her zamankinden daha parlak, daha güçlüydü. Bir an için rüya ile gerçek arasında kalmış gibi hissettim. Yatağımdan doğrulurken kalbim hızla çarpıyordu çünkü gördüğüm şeyler hem tanıdık hem de tamamen farklıydı.

  Dışarı çıktığımda sokakların sakinliği ve sessizliği bile farklı geliyordu. İnsanlar yüzlerinde hiç görülmeyen bir gülümsemeyle yürürken sanki herkes aynı güzel haberi almış gibiydi. Rüzgârın taşıdığı kokular bile değişmişti. Daha taze, daha umut doluydu. Bir köşeye oturup olan biteni anlamaya çalışırken içimde, daha önce hiç yaşayacağımı düşünmediğim bir huzur yayıldı.

  O kadar güzel bir an yaşamıştım ki bir an hangi şehirde yaşadığımdan adımı bile unutmuştum. Filmlerde olduğu gibi hatta neredeyse sahte gibi gözüken bir sabah… Çocuklar gülerek parkta oynuyor, anneler çocuklarını sevinçle izliyor ve babalar ise dinleniyordu. Bunlar olurken aklıma ders gibi bir öğüt geldi. O da şöyleydi:

  Belki de bazen insanın gözünü açtığında gördüğü şey dünya değil, dünyanın ona sunduğu yeni bir başlangıçtır.
O sabah anladım ki hayat, bazen en büyük sürprizlerini en sıradan anlarda saklar ve biz fark etmesek de her yeni gün, bizi yeniden şekillendiren küçük olaylarla doludur. Daha dün “kötü” geçen günün, sana yaptığın ya da yapmadığın bir şey yüzünden kötü geçti ve bu, seni şekillendirmeli.

(Visited 236 times, 1 visits today)