Karakterli Bir Şehir

Eğer bir şehrin dili olsaydı kim bilir bizlere neler anlatırdı… ben bir şehir olsaydım ve size deneyimlerimi, beklentilerimi ve hikayelerimi anlatma şansı bulsaydım, Berlin olmayı seçerdim çünkü hikayem diğer şehirlerden farklı. İçimde birbirinden farklı insanlar, kültürler, deneyimler kısacası beni ben yapan birden fazla faktör var. Zamanında olimpiyatlar düzenlendi dünyanın dört bir yanından sporcular geldi, dünyanın en saygın orkestralarından “Berlin Filarmoni Orkestrası” kuruldu ama kötü olaylar da oldu benimle yaşayan Yahudilere saldırıldı hatta beni bir duvar ile ikiye bile ayırdılar. Yaşadığım her şeye rağmen ayakta durdum, direndim çünkü ben Berlindim.

Beni ikiye ayırdıklarında, yalnızca düzenimi değil, bütünlüğümü de bozdular. Doğu ve Batı olarak iki farklı dünyaya ayrıldım. Duvarın farklı tarafında kalan aileler, birbirlerine ulaşamadı, çocuklar biricik anneleri olmadan yaşamaya mahkum bırakıldı. O uzun ve kalın duvar; yalnızca beton değildi, içimde olan ayrılıkların ve özlemlerin sembolüydü. Bu ayrılıklar yıllar sürdü ama yıllar boyunca umutlar kesilmedi duvarın önüne çiçekler bırakıldı, kavuşma anlarının hayalleri kuruldu ve bir gece o duvar yıkıldı o duvarın yıkılmasıyla içime sevgi doldu, özlemler giderildi ve artık yeni bir başlangıç vaktiydi.

Ben Berlin olsaydım size bugünümü de anlatırdım. İçimde yaşayan insanların sesini taşıyorum artık, her türlü insan ve kültür var içimde tıpkı hiç bitmeyen bir festival gibi techno ritimlerinin yankılandığı sokaklar, Spree kıyısında kitap okuyan gençler, birbirinden yetenekli sanatçılarım, ait hissetmek isteyen gençlerim her türden deneyimi, insanı, dili ve kültürü taşıyorum ve hepsi benim içimde. Tüm bu karmaşanın içinde düzenli bir düzensizliğim var beni de özel yapan tam olarak bu.

Müze Adası’nda tarihin izlerini korurken, aynı zamanda dinamikliğimi ve neşemi de her yerimde hissettiririm. Çünkü ben yalnızca tarihin ağırlığını değil, umudu, sevgiyi ve güvenin sembolüyüm . Sokaklarımda dolaşan herkes, hem eski bir masalın içindeymiş gibi hisseder hem de modern bir hareketlilik hisseder.

Ben Berlin olsaydım, size şunu söylerdim:
“Ben, ne olursa olsun asla umudumu yitirmeyen bir şehrim. Renklerimle, seslerimle, kültürlerimin birbirine harmanlanmasıyla var olurum.” İçimde yaşayan insanlar kadar çeşitliyim; kimi zaman bir kafede kahkahalar yükselir, kimi zaman bir sokak müzisyeni melodisiyle gününüzü şenlendirir. Her köşemde ayrı bir mutluluk saklıdır

Benimle dolaşan herkes, biraz tarih, biraz sanat, biraz özgürlük ve bolca neşe hisseder. Her sabah yeni bir günle uyanırken orijinal mozaiğimi oluştururlar.

(Visited 19 times, 1 visits today)