Afrikalı Çocukların Halleri
Afrikalı Çocukların Halleri

Hayatın döngüsü

Bugün güne her zamanki gibi çok erken başladım ama bu sabah diğerlerinden biraz daha zordu. Gözlerimi  açtığımda dışarıdan esen rüzgârın ince kumları evimizin kapısına çarptığını duyabiliyordum. Yattığım yer sıcak sayılmazdı, çünkü gece boyunca ateş sönmüştü. Annemin sesi kulağıma geldi: “Uyan oğlum, suyu erken almalıyız.” Daha gözlerimi tam açamadan kalkmak zorunda kaldım. Uykum ağırdı ama suyu geç alırsak kuyunun başında çok uzun bir sıra oluyor ve bazen su bulanık geliyor. Bu yüzden kovaları elimize alıp   annemle birlikte yola çıktık.

           Gökyüzü henüz mavi değildi ; grimsi bir hava vardı. Yolda yürürken yerdeki kumu hisedebiliyordum , rüzgâr zaman zaman yüzüme tozu çarptırıyordu . Kuyunun başına vardığımızda düşündüğümüz gibi küçük bir kalabalık birikmişti. Herkes sessizce bekliyordu; kimi kovaya yaslanmış uyukluyordu, kimi sabırsızlanıyordu. Beklerken ayaklarım üşüdü, karnım da gurulduyordu. Bir yandan da “Eve geç dönersek okula yetişemem” diye içim içimi yiyordu.

Nihayet sıra bize geldi. Su bu sabah daha da derindeydi; kovayı doldurmak için ipi daha çok çekmem gerekti. Kollarım acıdı ama anneme belli etmek istemedim. Dönüş yolunda güneş yavaş yavaş yükselerek ortalığı ısıtmaya başladı. Eve vardığımızda çoktan yorulmuştum ama günün daha başlangıcıydı. Annem ateşi yakarken bana da lapayı karıştırma görevi verdi. Babam tarlaya gitmek için hazırlığını tamamlamıştı; yüzündeki çizgilerden dünün yorgunluğu hâlâ okunuyordu.Kahvaltıdan sonra okul çantamı alıp yola çıktım.. Yolda arkadaşlarımla karşılaştım; onlar da sabah su getirdikleri için yorgun görünüyordu. Bir süre konuşmadan yürüdük, çünkü rüzgâr bizi konuşturacak hâlde bırakmıyordu.Okula vardığımızda öğretmenimiz kapıda duruyordu. Yüzünde her zamanki gibi sabırlı bir gülümseme vardı ama sınıfa girince elektrik olmadığını fark ettik. Projektörle izlememiz gereken dersi bugün yapamayacağımızı söyledi. Bunun yerine defterlerimizden çalıştık. Matematik dersinde bazı soruları anlamakta zorlandım; kafam sabahki yorgunluktan hâlâ açılamamıştı.Öğle arasında futbol oynamak istedik ama topumuzun dikişleri bugün iyice açılmıştı. Birkaç dakika koştuktan sonra top patladı. Çaresizce kenara oturduk. Bir arkadaşım, “Keşke yeni bir topumuz olsa,” dedi. Hepimiz iç çektik ama kimse cevap vermedi; çünkü biliyorduk ki kimsenin onu alıcak bir durumu yoktu .Sonraki derste öğretmenimiz hayvan bakımından ve hastalıklardan bahsetti. Ben de keçimiz timon’un  geçen hafta hasta olduğunu anlattım.

Güneş batınca hava yavaş bir şekilde serinlemeye başladı . Hepimiz evin önünde oturup günün nasıl geçtiğini konuştuk. Gökyüzü karanlığa dönerken içimde hem yorgunluk hem de garip bir güç hissettim. Zorluklar çok ama yine de her yeni gün için ayakta durmayı başarıyoruz. Yarın yine suyla, rüzgârla, tozla ve umutla başlayacak…

(Visited 7 times, 1 visits today)