SOYUT IŞIK

“Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı.”
O sabah her şey sıradandı: masamda birikmiş defterler, duvarda asılı eski takvim ve dışarıdaki rüzgârın hafif uğultusu… Ama o ışık, sıradan bir sabahın içine sanki başka bir dünyanın kapısını bırakmış gibiydi. Öyle bir parlaklıktı ki sanki güneşi toza çevirip de havaya sim gibi üflemişlerdi.. Penceremin kenarında sessizce büyüdü, odanın köşelerine yayıldı ve etrafımdaki her şey bir anda olduğundan daha canlı görünmeye başladı.

Işığa baktıkça kalbimin ritmi hızlandı. Sanki bana bir şey anlatmak istiyor, beni bir yere çağırıyordu. Sessiz bir cesaret topladım ve elimi ışığın içine uzattım. Sıcak değildi, soğuk da…  Bir an için odadaki tüm sesler sustu. Rüzgâr bile dışarıda nefesini tuttu sanki.

Sonra ışığın içinden hafif bir fısıltı duydum. Ne söylediğini tam anlayamadım ama içimde derin bir merak uyandırdı. Bir adım daha yaklaştığımda ışık bir anda pencereden dışarı doğru çekildi. Ardından gökyüzüne doğru yükselip bulutların arasında kayboldu.

Geriye odada hafif bir parlama, bir de göğsüme yerleşmiş garip bir his kaldı: Sanki hayatımın geri kalanı boyunca bu olayı unutmayacak, belki bir gün o ışığın peşinden gitmek zorunda kalacaktım.

O gün anladım ki bazen değişim, kapıyı çalmadan pencereden içeri girermiş.

(Visited 5 times, 1 visits today)