O Garip Macera

  Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Işık kırmızı renkteydi; bu yüzden odamın her yeri kıpkırmızı olmuştu. Bir anda odamdaki lambalar yanıp sönmeye başladı. Çok korkmuştum, hemen annemin ve babamın yanına koştum. Onlara olanları anlattım. Odamı kontrol ettiler ama sanki hiçbir şey yaşanmamış gibiydi. O an, herhalde biri lazer tutmuştur diye düşündük.

   Bu olaydan üç gün sonra aynı şey tekrar oldu. Kırmızı ışık yine odamı doldurdu, ancak bu sefer her şey farklıydı. Bir anda odamın duvarı dışarı doğru açılmaya başladı ve içinden bir canavar çıktı. Canavar bir ağaca benziyordu; ama elleri ve ayakları vardı. Hemen annemin ve babamın yanına koştum. Babam canavarı görünce hiç düşünmeden “Arabaya koşun!” dedi. Arabaya binip hızla evden uzaklaştık.

  Yaşadıklarımızı polislere anlattık. Polisler evimizi aradı, ancak hiçbir şey bulamayınca olay yerinden ayrıldılar. Bu olayların üzerinden bir ay geçti ve biz canavarın gittiğini sandık.

  Bir gün ailemle birlikte ormanda yürüyüş yaparken karşımıza yeniden bir canavar çıktı ancak bu seferki daha farklıydı. İnsan gibiydi, yüzü ve ağzı vardı ama vücudu dallardan oluşmuş gibiydi. Bize doğru koşmaya başladı ve bana vurup geriye savurdu. Çok sinirlenmiştim. İçimde, canavarı yok etme isteği belirdi. O anda canavar yere yığıldı, aynı anda benim de burnum kanamaya başladı. Hemen oradan uzaklaştık.

 Bu olayı polislere anlattığımızda, ormana giriş yasağı koydular. Aradan bir yıl geçmesine rağmen bir daha hiçbir şey olmadı ve biz de sonunda rahatladık.

(Visited 8 times, 1 visits today)