Yıl 2040’tı. Japonya’da düzenlenen bir yapay zekâ kongresine katıldım. Kongre çok güzel geçti. Bizi karşılayanlar insanlar değil, robotlardı. Girişte bazı ikramlıklar ve içecekler servis ediliyordu. İkramlar ya asansörle ya da merdivenle geliyordu. Özellikle trenle gelen ikramlar çok ilginçti. Binanın içine tren rayları yapmışlardı. Benim en çok dikkatimi çeken şey, teknolojinin insanların hayatını bu kadar kolaylaştırması ve hatta kurtarmasıydı.
Tavanda ekranlar akıyor, katılımcıların isimleri havada yer alıyordu. İçeri girerken davetliler taranıyor ve sistemde adlarının yanına bir tik işareti ekleniyordu. Ben de tarandım ve adıma tik atıldı. Kayıt masası yoktu. Bir diğer dikkatimi çeken şey ise kişisel sağlık kontrolüydü. Yapay zekâ sayesinde vücudum tarandı ve bir rapor hazırlandı. Neyse ki sağlıklıydım.
Ayrıca bir VR gözlük odası vardı. İçeri girdim ve gezmek istediğim yeri seçmem istendi. Ben New York’u seçtim. Gerçekten oradaymışım gibi gezdirildim. Çıkışta ise gökyüzünden uçarak gelen bir taksi beni aldı ve otele götürdü.
