Dün o kadar heyecanla uyumuştum ki bugün ne yapacağımı tahmin bile edemezsiniz. Çözebildiniz mi? Hiç sanmam. Sürpriz olarak bekleyin. İlk iş, uyanınca direkt kahvaltımı yapmak oldu. Yüzümü yıkamayı bile unutmuştum. Hemen uçağı kaçırmamak için havaalanına doğru yola çıktım. Artık nereye gittiğimi söyleyebilirim. İşte orası, Japonya’da bulunan yapay zekâ kongresiydi. Ben sunum yapmayacaktım ama önemli bir misafir olarak oraya davet edilmiştim.
İlk olarak kongreye gittiğimde beni çok güzel bir şekilde karşıladılar. Etrafta insan yoktu tabii ki. Yıl olmuş 2040, kim robotlarla iş yapmaz ki? Öncelikle her şey çok rahattı, iletişimden tutun ulaşıma kadar. Kongre binası ise apayrıydı. İnsanlar hiç uğraşmamıştı, yani en azından öyle anlatıyorlardı. Harikulade bir şehirdi. O kadar teknolojikti ki her şey tek tıkla ayağıma geliyordu. Bu durum biraz tembelliğin de bir kaynağıydı.
Ama asıl konumuza dönelim. Kongrede herkes anlatımını muhteşem bir şekilde yapmıştı. Herkes kendi yapay zekâsını oluşturmuştu. Herkes çok yaratıcıydı. Yoğun bir kongre gününden sonra, molalarda insanların rahatlaması için masaj koltukları bile vardı. Dönüşteki havaalanı ve uçaklardan hiç bahsetmiyorum bile. O kadar konforlu ve rahattılar ki gidiş ile dönüş arasında anlatamayacağım kadar büyük bir fark vardı.
