Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri girdiği anda başladı. Uyandığımda pencereden yeşilimsi bir ışık geliyordu. Yatağımdan kalkıp kapı deliğinden baktığımda bir de ne göreyim! Kapı deliğinde dans eden uzaylılar vardı. Onlara katılmak iyi bir fikir olabilirdi ama o kadar da çılgın olduğumu aklınızın ucundan bile geçirmeyin! Ben o sırada bu durumdan nasıl kurtulabileceğimi düşünüyordum.
Sonra aklıma kapı deliğine tekrar bakmak geldi. Tekrar baktığımda uzaylılar yoktu. Bu yüzden evden çıktım, etrafa bakındım. Tam eve geri döneceğim sırada bir şey beni çekmeye başladı. Neye uğradığıma şaşırmıştım. Yukarıya baktığımda bir de ne göreyim! Tepemde bir UFO vardı. UFO beni hızlıca içine çekti. UFO’da uzaylılar hâlâ dans etmeye devam ediyorlardı.
Vakti gelmişti; onlara neden sürekli dans ettiklerini sormak istiyordum. Tam yanlarına giderken uzaylılar bir anda maskelerini çıkardılar. Bir de ne göreyim! Bunlar benim arkadaşlarımdı. O an hatırladım; bugün 24 Temmuz’du, yani benim doğum günümdü. Arkadaşlarıma bu ilginç doğum partisi için teşekkür ettim ve sordum:
“— Madem uzaylı değilsiniz, o zaman beni buraya nasıl çektiniz?”
Onlar da, “Çok basit, Dyson 2 milyon ile çektik.” dediler. Ben de “Neyse.” deyip pastaya koştum. Bu, benim için dünyanın en iyi doğum günü partisiydi.
