O günde bir tuhaflık vardı. Küçük fil Stabilo birazcık hastaydı. Küçük filin annesi Filebilo endişeliydi ama küçük fil dün çok sağlıklı yiyecekler yemişti Havucu gözlerinin daha iyi çalışması için, karpuzu ve kavunu vitamin için, makarnayı ya da ekmeği ise karbonhidrat için yemişti. Neden bu kadar hastaydı ki? Okulu artık yavaş yavaş açılmış, bütün küçük hayvanlar çantalarıyla geliyordu. Hayvanlardan kimisi at, kimisi zebra, kimisi kedi, kimisi makarnayı havuç sanan tavşan, kimisi kızgın köpeklerin en huysuzu, kimisinin rengi beyaz, gri, kahverengi ya da turuncuydu. Stabilo’nun evi okulun hemen hemen yanındaydı. Böylece okuluna rahatça bakabiliyordu. Ama o öyle bakmıyordu. Hayran Hayran bakıyordu. Demek ki o okulunu çok özlemişti. Aslında Macera Okuluna giden küçükler hep okula gitmek istemezdi. Onlar daha çok bulutlarda futbol oynarlardı. Galiba Stabilo okulunu en çok seven öğrenciydi. Öğretmenleri ona hiç ” Dersi dinle, buraya odaklan, resim çizme ya da hemen müdürün odasına git.” ve bunun gibi şeyler demiyorlardı. Stabilo’nun arkasında bir ışık belirdi. Stabilo önüne bakınca kendisinin gölgesini sonra da ışığın arkasından süzüldüğünü farketti. Odasındaki hamster kafesinden çıkmış ışığın oralarda süzülüyordu. Stabilo da süzülmeye başlamıştı bile. O ışık onları başka bir dünyaya sürükledi. Her şey o ışığın pencereden içeri dolduğu anda başlamıştı.
Stabilo’nun Günü
(Visited 2 times, 1 visits today)
