Tuhaf Işık

Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. O akşam odamda yalnızdım; dışarıda yağmur yağıyor, sokak lambaları sanki titreyerek yanıyordu. Bir anda pencerenin önünde alışık olmadığım bir parıltı belirdi ve oda, gün ışığına benzemeyen ama karanlık da olmayan garip bir renkle doldu.

İlk başta bunun bir araba farı olduğunu sandım. Ancak ışık hareket etmiyor, aksine nefes alıyormuş gibi yavaşça genişliyordu. Kalbim hızla atmaya başladı; çünkü içimde açıklayamadığım bir merak vardı. Işığa yaklaştıkça odadaki eşyaların şekli değişmeye başladı. Masa daha uzun, duvarlar ise daha uzak görünüyordu. Sanki odam, başka bir yere açılıyordu.

O an korkmam gerektiğini düşündüm ama nedense sakin hissediyordum. Işığın içinden belirsiz görüntüler geçmeye başladı: çocukluğuma ait anılar, unuttuğumu sandığım yüzler ve hiç yaşamadığım sahneler… Zamanın durduğunu hissettim; yağmurun sesi bile kaybolmuştu.

Bir süre sonra ışık yavaşça soldu ve her şey eski hâline döndü. Odam yine aynıydı, ama ben aynı değildim. O geceden sonra hayata daha dikkatli bakmaya başladım. Çünkü sıradan görünen anların bile insanın iç dünyasını değiştirebileceğini anladım; belki de bazı kapılar, yalnızca doğru anda açılıyordu.

(Visited 4 times, 1 visits today)