Tuhaf Işık

 Sakin bir cumartesi günüydü. Voleybol antrenmanından yeni gelmiş, yatağımda oturmuş kitap okuyordum. Kitap bitmek üzereydi ve sonunu görmek için çok heyecanlıydım. Tam son sayfaya geldiğimde perdem değişik renklerde parıldamaya başladı. Perdem oldukça kalındı, bu yüzden dışarıda ne olduğunu göremiyordum. Belki de bir kutlama vardı. Öyleyse izlemeye değerdi.

 Dışarıda ne olduğuna bakmak için perdemi yavaşça araladım. Her şey, o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Işık mavi renkteydi ve sanki odamda bir karadelik açılıyordu. Delik büyüdü, büyüdü… Şoktaydım,  ne annemi çağırabildim ne de bir ses çıkarabildim. Zaten annemin de yapabileceği hiçbir şey yoktu. Delik onu da içine alırdı. Deliğin çıkardığı ses, büyüdükçe giderek yükseliyordu. Şaşkınlıkla kara deliğin büyümesini izlerken sonunda beni de içine aldı.

 İlk beş saniye hiçbir şey hissetmedim. Sanki inanılmaz bir hızla uçuyordum. Belki de gerçekten öyleydi. Ne yaptığımı anlayamadım çünkü gözlerimi açamayacak kadar hızlı ilerliyordum. Yolculuk bittiğinde büyük bir rahatlama hissettim. Gözlerimi açtım ve etrafıma bakındım. Daha önce hiç böyle bir yere gelmemiştim. Burası, ev gibi görünen ahşap bir yapıydı.

  Pencereden dışarı baktım. Etraf, Dünya’dan çok farklıydı. Sanki her yer kırmızıya boyanmıştı. Evde neler olduğunu incelemeye karar verdim fakat tam o anda çok daha büyük bir sorunum olduğunu fark ettim: Tam olarak neredeydim ve eve nasıl geri dönecektim?

(Visited 3 times, 1 visits today)