Hastalığım her geçen gün daha da kötüye gidiyordu. Bu hastalığı daha önce hiçbir doktor görmemişti. Yanımda sevdiklerim vardı. (Sadece kedim ve arkadaşlarım). Onlarla birlikte son bir ayımı geçiriyordum. Gece, telefonumda arkadaşlarımla konuşup uyumak için yatağa gittim. Arkadaşlarım bir şekilde yardım etmeye çalışıyordu. Bana bir gün bu hastalığın geçeceğini ve birlikte halı saha maçı yapacağımızı söylediler.
Uykuya dalmıştım, futbol oynadığım rüyalar görüyordum ki bir anda her yer beyaz bir ışıkla kaplandı. Anlamamıştım acaba cennette miydim yoksa bir hayal miydi? Tam bunları düşünürken biri camdan elini uzattı. Elinde bir not vardı ama hiçbir şey anlamadım. Bir şekilde o not bana bir şeyler hatırlattı. Arkadaşlarımla FIFA atarken ve God of War oynarkenki anılarım aklıma geldi.
Yazıyı anlayamasam da ne anlatmak istediğini hissedebiliyordum. Arkadaşlarıma bu notun fotoğrafını attım ve anlamını sordum. Bunun tanrıların diliyle yazılmış bir not olduğunu söylediler. Arkadaşım, notun şu anlama geldiğini söyledi:
“Hiç pes etme. Bulunmayan şeyler bir şekilde bulunacaktır, bilinmeyen şeyler bir gün herkes tarafından bilinecektir. Hastalıklar bir gün çok normal bir şey olacak. Her şey çözülemez ama inanmayla ve yardımla her şey çözülebilir.”
Hâlâ bu notun neden bana geldiğini bilmiyordum. Belki gerçekten inanmam gerekiyordu ya da bu sadece bir tesadüftü. Her gün rüyalarımda notlar görüyordum ve cennete ne kadar yaklaştığımı hissettikçe, rüyalarım da bir hastanın iyileşmesiyle ilgili olmaya başlıyordu.
Son bir haftama geldiğimde artık yürüyemiyordum ve rüyalarımda notlar da yoktu. Yine de eğlenmeye çalışıyordum. Ne kadar genç olsam da hayatın önemini ve ne kadar güzel bir yaşam geçirdiğimi düşünüyordum. Herkes bana, “Sen sapasağlam, çok güçlü biri olacaksın,” diyordu ve ben de gerçekten buna inanıyordum.
Son günüme geldiğimde herkesle vedalaştım ve konuştum. Doktorlar, belki bir mucizeyle yaşayabileceğimi söylediler ama yukarı kata gidişim her saniye yaklaşıyordu. Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı. Bir anda hayatımın özetini gördüm: arkadaşlarım, kedim, bitkiler, çiçekler… her şey oradaydı.
Bana sorsanız, en son isteğim en mutlu anıma dönebilmek olurdu ve bu gerçekleşiyordu. Vefat eden arkadaşımla son bir kez konuşabilecektim. Kafenin önünde beni bekliyordu. Yanına gitmeye çalıştım ama bana sadece şunu söyledi:
“Yaşayabileceğine inan.”
Bir anda kendimi denizde buldum. Bir balina beni yemeye çalışıyordu. Ondan kaçıp karaya dönmeyi planlıyordum ama planım işe yaramadı. Balina benden çok hızlıydı ve beni yiyecekti. Gözlerimi kapattım… Tam o anda arkadaşlarımın sesleriyle uyandım.
Arkadaşlarım ağlıyordu ve çok şaşkındılar. Ben de şaşkındım. Bana, bir anda bayıldığımı söylediler. Komaya girmişim. Komadayken “Mert” diye sayıklıyormuşum. Fişi çekmek üzereyken uyanmışım. Doktorlar tahlil yapmaya geldiğinde hastalığım geçmişti ve eskisi gibiydim.
Doktorlar hastalığa bir isim koyamasalar da ilacının “inanç” olduğunu söylediler. İşte o notlar artık bana mantıklı gelmeye başlamıştı. Arkadaşlarım bir şey söylememi istedi. Ben de şunu söyledim:
“Her şeyi inanarak aşabiliriz.”
