Nasıl Ya?

Her şey o tuhaf ışığın pencereden doğduğu anda başladı…

Yine gelmişti Geveze. Her gün evime gelir “Oynayalım.” derdi ve dır dır dır konuşurdu. Altı yaşındaydı ama kurnaz bir çocuktu. Tezcan hemen odama koştu, kartlarımı alıp oynamaya başladı. Birkaçını yırttıktan sonra kartları bıraktı ve bu sefer de kitaplarıma dadanmaya başladı. Yapma, etme diyorum ama nafile; dinlemiyor ki.

En sonunda onu birlikte futbol oynamaya davet ettim. O da tabii ki kabul etti. Hemen dışarı çıktık. Allah’tan bahçemde kale vardı, yoksa oynamayı kabul etmezdi Tezcan. Onu kaleye koydum ve şut çekmeye başladım. Çok eğleniyorduk.

Ama bir anda bir ses duyuldu: “Hemen, sitenin önündeki çeşmeye gelin, çabuk!” diyordu bu ses. Hemen o sesin dediğini yapmaya gittik. Mantıklı değildi yaptığımız ama o an yaptık işte, ne yapalım. Çeşmeye vardığımızda sorduk: “Ne istiyorsun bizden?” Tezcan da tekrarladı: “Ne istiyoyşun bijden?” Ses gelmedi.

Biz de çeşmenin içine bakmaya karar verdik. Tezcan bir anda bağırmaya başladı:
“İçinde biy kağıt oyan biy şişe buydum!”
(İçinde bir kâğıt olan bir şişe buldum.)

Ona hemen bana vermesini söyledim. Kâğıtta “Hemen yatak odana git, sana bir hediye var.” yazıyordu. Hemen eve koştum. Tezcan ne olduğunu anlamamış olsa da arkamdan beni takip etti. Odama vardığımda gözlerime inanamadım. Odamda PlayStation duruyordu.

Hemen seti içinden çıkardım ve tam kurmaya başlayacakken PlayStation kendi kendine kuruldu ve nasıl olduysa oynamak istediğim oyun da kendi kendine açıldı. Ben tam oynamaya başlayacaktım ki…

Bir anda kendimi yatakta buldum. “Aaa, rüyaymış.” dedim. Ama sonra Tezcan’ı yanımda görünce anladım ki rüya değilmiş. Meğer heyecandan bayılmışım.

Ne garip bir gündü. Eğlenceliydi. Neyse ki PlayStation hâlâ duruyordu.

 

(Visited 9 times, 1 visits today)