Her şey, o tuhaf ışığın içeri dolduğu anda başladı. Sabah uyandığımda bir ışık odamı kapladı. Gözlerim kamaştı ve o an hiçbir şeyden haberim yoktu. O ışıktan sonra her gün yanımda, bana “Kaybedeceksin!” diyen minik kuşlar görmeye başladım.
Gerçekten de o gün kaybettim. Yüzmeyi çok seviyorum; kaç tane kupa kazandım, sayısını bile bilmiyorum. Bugün ise Türkiye için buradaydım. Yarışları hep kazanırken bugün kaybettim… “Bir şey olmaz,” diye düşündüm ama sınavlarda, resimde, yüzmede hep kaybetmeye devam ettim. Artık bu duruma üzülmeye başladım ve ağladım.
Tam o sırada yanıma bir kuş kondu ve şöyle dedi:
“Yedi dağı geç ve Koca Kral’ı bul. O sana yardım edecek.”
Bunu duyunca çok mutlu oldum. Hemen hazırlandım ve ertesi gün yola çıktım. Birinci ve ikinci dağı geçmek kolaydı. Ancak üçüncü dağa çıkarken zorlandım; yol daralıyordu. Yine de çıkmaya devam ettim. Altıncı dağa geldiğimde durup düşündüm:
“Bu Koca Kral da kim? Bana nasıl yardım edecek?”
Ama durmadım, yoluma devam ettim. Sonunda Koca Kral’ın yanına vardım. Bana,
“Eğer sana soracağım üç bilmeceyi bilirsen mutluluğu kazanacaksın!” dedi.
Bilmeceleri sormaya başladı.
İlk bilmece kolaydı:
“Pazardan aldım bir tane, eve geldim bin tane.”
Hemen cevap verdim: “Nar!”
İkinci bilmece biraz daha zordu:
“Daldan dala atlarım, kuyruğumu sallarım.”
Bunun da cevabını biliyordum: “Maymun!”
Son bilmece daha zordu:
“Şarkı söyler, hiç durmaz!”
Bir süre düşündüm ve cevabın “Hoparlör” olduğuna karar verdim.
Tam o anda gözlerimi yatağımda açtım. Eskisi gibi kendimi mutlu hissediyordum. Bir kuş kulağıma eğilip,
“Başaracaksın!” diye fısıldadı.
Hay Aksi!
(Visited 5 times, 1 visits today)
