2040 YILINDA KONGREM

Merhaba sevgili günlük, sana bugün gördüğüm ve hâlâ da görmeye devam ettiğim garip, adlarını bilmediğim için onlara “cisim” dediğim şeylerden bahsedeceğim. Evet, hadi başlayalım.

İlk gördüğüm şey, kırmızı bir uçan arabaydı. Koskocaman bir bagajı vardı ama bu bagaj günümüzdekinden çok daha farklıydı. Mesela orada bagaj değil, “koçinibagajıki” diyorlarmış. Sonrasında beni Türkiye’den bir jet ya da uçakla alacaklarını sandım fakat mini minnacık bir şey getirdiler. Onlara ciddi gözlerle  “Bu ne?” dedim. Bana şaşkın gözlerle, “Bu ne mi? Bu bir ışınik kışınik.” dediler.
“Ne yani, ışınlanma mı?” dedim. Onlar ise “Hayır, ışınik kışınik.” dedi. Ben de “Aynı şey.” diyerek kısa kestim.

Sonrasında kapsül açıldı, bir girişimle bir çıkışım resmen bir oldu. Ardından, dediğim gibi, bir tane kırmızı uçan araba beni karşıladı. Ona bindim.

En sonunda kongre salonuna vardım. Beni dinleyenler aslında insanlar değildi. Buna inanmayacaksınız ama robotlardı. Kendimi çok tuhaf hissettim sanki beni dinlemiyorlarmış gibiydi. Bu çok garip bir duyguymuş. Hocaların “Büyüyünce birinin sizi dinlememesi ne demek anlarsınız.” demesini sanki şimdi anlamış gibiydim.

Tam konuşmamda en önemli yere gelmişken, oturan bir robot ayağa kalktı. Güldü. (Sanırım.) “Iyy… vıy… hehe… hiih…” diye garip sesler çıkardı. Ben ise güldüğünü sandım. Ona, “Pardon, neden gülüyorsun ya da farklı bir şey mi yapıyorsun?” diye sorduğumda yanıma uçtu. Evet, evet, uçtu. Sonra “Bir şey ister misiniz?” dedi. Ben ise “Niye tam önemli kısımda sordun?” deyince, “Japonya-Tokyo’da, açıkçası bütün Japonya’da bu bir gelenektir.” dedi.

İşte böyleydi günlük, şükür Türkiye’ye döndüm.

 

(Visited 4 times, 1 visits today)