HAYATIMI DEĞİŞTİREN IŞIK HAYATIMI DEĞİŞTİREN IŞIK

O gece odada yalnızdım ve kafasını karışık bir haldeydim. Odada sadece küçükken dedemin aldığı oyuncağın ve saatin tik-tak sesleri vardı . Düşüncelere çok derin bir şekilde kapılmıştım : ‘Büyüyünce her şey  geçecek mi  ? ‘ , ’ Büyüyünce de bu şekilde mi olacaktım yani yine mutsuz mu olacaktım aklım hep sorularla mı dolacak ? , ‘Büyüyünce çocukluğumu özleyeceğim  mi? ‘ … Bu tarz bir sürü soru zihnimden silinmiyordu . Yine kaçış yolum olan uyumaya doğru yöneldim .Uyumaya çalışırken gözlerimi tavana dikmiştim .Son zamanlarda geceler bana uzun geliyordu.  Gerçi gündüzleri de uzun geliyordu. Ne kadar uykuyu kaçış yolu olarak görsemde  düşünceleri  karanlıkta daha da ağırlaşıyordu. Her şey o tuhaf ışığın pencereden içeri dolduğu an başladı .

Işık, ay ışığı gibi soluk değildi. Odanın içindeki her şeyi, dedemin oyuncağını, tavanı, hatta o ağırlaşan düşünceleri bile yuttu sanki. Tik-tak sesi kesildi. O sessizlik, daha önce hiç duymadığım bir boşluktu.Gözlerimi kapamaya  ama bakışlarımı ondan  alamıyordum. Sanki o ışık, zihnimdeki tüm o”Büyüyünce ne olacak?” sorularının cevabını fısıldıyordu. Ben, o bilinmez geleceği, o yetişkin olmayı o kadar çok istiyordum ki, bu tuhaf ışık bir davet gibi geldi. Yatağımdan kalktım.  Işığa doğru bir adım attım. Işık beni içine çekti .Bir an için, binlerce saatin, oyuncağın  tik-tak sesi  ve zihnimdeki  sorular aynı anda kulağımda çınladı. Vücudum hafifledi, sanki bir tüy gibi havada süzülüyordum. Renkler, şekiller, sayılar, düşünceler ,sesler … hepsi bir girdapta eridi. Zamanın kendisi, bir nehir gibi hızlanmış, beni bilinmeyen bir denize doğru sürüklüyordu. O an, ne çocukluğumu özleyip özlemeyeceğimi, ne de mutsuz olup olmayacağımı , ne de büyüyünce neler yaşayacağımı düşündüm. Sadece gitmek istiyordum. En azından denemek istiyordum .Gözlerimi tekrar açtığımda, artık tavanı izlemiyordum, derin düşünceler içinde kaybolmamıştım . Etrafımdaki hava farklı kokuyordu , başım dönüyordu. Bulunduğum yer, benim çocukluk odam değildi. Daha büyük,  manzaralı , yüksek tavanlı , balkonlu, yüksek bir binanın içindeydim. Daha uzun, daha güçlüydü ve parmağımda metalik bir yüzük parlıyordu. Giysilerim bile değişmişti; üzerimde, vücuduma tam oturan, sade ve kahverengi  bir takım vardı  . Bu devasa cam ve metal yığınına baktım. Çocukluğumdaki o gürültülü şehir gitmiş, yerine sessiz,  alışık olduğumun  dışındaki  bir düzen gelmişti . Herkesin yüzünde bir amaç, bir yetişkin ciddiyeti vardı. Odamda sorduğum soruların cevabı buradaydı: Büyümek, soruları bitirmiyordu, sadece onları daha pratik ve ağır hale getiriyordu.

Anladım ki, o tuhaf ışık beni sadece geleceğe taşımamıştı; aynı zamanda beni kendime getirmişti. Çocukluğumun o basit, güvenli dünyasını özleyecektim .  Artık ne kaçış yolları arayan, ne de sürekli soru soran o çocuktum.  O çok merak ettiğim, bazen korktuğum geleceğe, o tuhaf ışık sayesinde, tam da o gece varmıştım . Kapıya doğru yürüdüm. Geri dönüş yoktu. Sadece yaşamak vardı. O anladım ki her yaşın ayrı bir güzelliği vardır . Bundan sonraki hayatımı sorgulamak yerine kıymetini bilip ,o anı yaşıyacağım .

(Visited 7 times, 1 visits today)