Ev, küçük kasabanın arka tarafında yer alıyordu. Önünden geçen yol tozluydu. Çevresinde çok fazla ev yoktu. Bu yüzden sessizlik hiç eksik olmazdı. Evde yaşayan kişi de bu sessizliğe alışmıştı. Günleri genelde aynı şekilde geçerdi. Sabah uyanır, mutfağa gider, çay yapardı. Sonra salona geçer ve koltuğa otururdu. Saatlerce orada kalırdı.
Uzun zamandır yalnız yaşıyordu. Geçmişte yaşadığı bir olay, onun hayatını değiştirmişti. Bu olaydan sonra insanlardan uzaklaşmıştı. Dışarı çıkmak istememişti. Konuşmak ona zor gelmişti. Zamanla evden hiç çıkmamaya başlamıştı. Perdeleri kapalı tutuyordu. Güneş ışığının içeri girmesini istemiyordu. Çünkü ışık ona eski günleri hatırlatıyordu. O sabah da her zamanki gibi başladı. Çayını içti. Koltuğa oturdu. Saatin sesini dinledi. Günün farklı geçeceğini hiç düşünmedi. Her şey yine aynı olacaktı. Sessiz, sakin ve değişmeden.Tam bu sırada pencerenin önündeki perde hafifçe hareket etti.“Her şey o ışığın pencereden içeri dolduğu anda başladı.”Güneş ışığı camdan içeri girdi. Odanın ortasına yayıldı. Halının rengi daha belirgin oldu. Masanın üzerindeki eşyalar netleşti. Oda daha aydınlık görünüyordu. Işık, evin içini değiştirmişti.Başını kaldırdı ve pencereye baktı. Normalde bu ışık onu rahatsız ederdi. Ama bu kez farklı hissetti. İçinde küçük bir merak oluştu. Ayağa kalktı. Yavaş adımlarla pencereye yürüdü. Camı açtı. Temiz hava içeri doldu. Dışarıdan sesler geldi. Bir araba geçti. Bir kuş öttü. Uzaktan insan sesleri duyuldu.Bir süre pencerenin önünde durdu. Dışarıyı izledi. Hayatın devam ettiğini fark etti. İnsanlar yürüyordu. Gün ilerliyordu. Her şey onun dışında da sürüyordu. O an uzun zamandır ilk kez düşündü. Hep aynı yerde durduğunu anladı. Sonra bir karar verdi. Üzerini giydi. Anahtarını aldı. Kapıya yöneldi. Kapıyı açmak kolay olmadı. Kısa bir an durdu. Sonra derin bir nefes aldı ve dışarı çıktı.Sokakta yürümeye başladı. İlk başta adımları yavaştı. Etrafına dikkatle bakıyordu. Her şey ona yabancı ama tanıdık geliyordu. Bir bakkalın önünden geçti. Bakkal ona baktı ve gülümsedi. O da başıyla selam verdi.
Bir parka ulaştı. Bir banka oturdu. Güneş yüzüne vurdu. İçini ısıttı. İnsanları izledi. O an kendini biraz daha iyi hissetti.
Akşam eve döndüğünde yorgundu ama huzurluydu. Perdeleri kapatmadı. Oda karanlık değildi. İçinde de bir aydınlık vardı artık. Her şey düzelmemişti. Ama değişimin başladığını hissediyordu.
Bazen büyük değişimler büyük olaylarla başlamaz. Bazen sadece bir pencere açılır. Ve içeri giren bir ışık, insanın hayatını yavaşça değiştirmeye başlar.
