“İnsan, alışkanlıklarının tutsağıdır.” diyen Dostoyevski ile “İnsan, her sabah yeniden doğar; bugün ne yaparsan odur.” diyen Mevlana’nın sözleri ilk bakışta birbirine zıt gibi görünür. Ancak bana göre Dostoyevski’nin sözü, insanın gerçek hayatına daha yakındır. Çünkü insanlar çoğu zaman değiştiklerini düşünseler bile, aslında eski alışkanlıklarının etrafında dönüp dururlar.
İnsan alışkanlıklarını kolay kolay bırakamaz. Çünkü alışkanlıklar zamanla insanın bir parçası hâline gelir. Örneğin sigara ya da alkol kullanan bir insan, bunun zararlı olduğunu bilse bile çoğu zaman bırakamaz. Defalarca “Bu son” der ama stresli bir anında yine aynı şeye sarılır. Bunun sebebi irade eksikliği değil, alışkanlıkların insanı ele geçirmesidir. Kişi ne kadar etrafındakilere ve en önemlisi kendine bir alışkanlığı bırakacağını söylese de genelde bırakamaz ve öyle de devam eder. Dostoyevski’nin dediği gibi, insan bu noktada özgür değil, tutsaktır.
Sadece kötü alışkanlıklar değil, duygusal alışkanlıklar da insanı esir alabilir. Aşk buna iyi bir örnektir. İnsan bazen kendisine zarar veren bir ilişkide kalmaya devam eder. Mantığı bunun yanlış olduğunu söyler ama kalbi ve alışkanlıkları onu geri çeker. Alıştığı bir insanı, bir düzeni ya da bir duyguyu bırakmak çok zordur. Bazen de, bizden asla hazzetmeyecek kişilerin sevgi kutucuğuna girmeye çalışırken buluyoruz kendimizi. Bu belki bir lise aşkı, belki tekrar yakınlaşmaya çalıştığın eski bir arkadaşın, belki de yeni sahiplendiğin bir kedi. Kısacası bazen ilgi gösterdiğimiz ve bize de aynı şekilde bir yakınlık sergilemesini beklediğimiz kişiler bizim ilgimizi karşılıksız bırakır ama biz hala o kişinin yakın bir arkadaşı, sevgilisi olmaya çalışırız. Aslında bu durum insana zarar verir ama yine de kopamaz. Çünkü o kişinin bize vermediği ilgi aslında bizim alışkanlığımız olmuştur. Bu da gösteriyor ki insan her sabah yeniden doğmuyor, aksine dünüyle birlikte uyanıyor.
Mevlana’nın sözü kulağa umut verici gelse de gerçek hayatta her zaman karşılığı yoktur. Elbette insanlar değişebilir, ancak bu değişim bir günde olmaz. Bir sabah kalkıp bambaşka biri olmak çoğu zaman mümkün değildir. İnsan geçmişte yaptığı hataları, yaşadıklarını ve alışkanlıklarını yanında taşır. Bu yüzden “bugün ne yaparsan osun” sözü bana biraz fazla iyimser geliyor.
Sonuç olarak bana göre Dostoyevski haklıdır. İnsan, alışkanlıklarının tutsağıdır ve bu tutsaklıktan kurtulmak çok zordur. İster sigara olsun ister alkol, isterse karşılıksız bir aşk… Değişim mümkündür ama sanıldığı kadar kolay değildir. İnsan çoğu zaman kendisine zarar veren şeyleri bile bırakmakta zorlanır. Düşündüğümüzden çok daha fazla alışkanlıklarımın etkisi altındayız
