Ben küçükken zaman ne kadar da güzel geçiyormuş. Şimdi geriye dönüp baktığımda, o günlerin farkında bile olmadığımı anlıyorum. O zamanlar içimde tarif edemediğim bir rahatlık vardı; ödevler yoktu, sınavlar yoktu, sınav kaygısı hiç yoktu. Günler; ailemle geçirdiğim anlar, kahkahalar ve küçük mutluluklarla doluydu.
Şimdi ise o günleri anmaya bile zaman bulamıyorum. Hayat hızlandı, sorumluluklar arttı. O zamanlar sabrederek büyüyeceğimi biliyordum ama bugün sabırsızlıkla küçülmek istiyorum. Evet, artık tek başıma taksi çağırabiliyorum, arkadaşlarımla özgürce alışverişe gidebiliyorum. Ama ders çalışırken ailemin yüzünü eskisi kadar göremiyorum. Yanımda olmalarına rağmen, onlara ayırabildiğim zaman gittikçe azalıyor.
Büyüdüm… Ama bu büyüme gerçekten beklediğime değdi mi, bundan emin değilim.
Yine de geçmişteki halime kızmıyorum. Onu hoşgörüyle karşılıyorum. O çocukla empati kurduğumda, içimde bir saygı uyanıyor. Çünkü o, bilmeden bugünkü beni büyüten sabrı gösterdi. Ve belki de en büyük olgunluk, geçmişteki kendimizi anlayabilmekten geçiyor.
