Bir kış sabahı hava almak için dışarı çıktım ve bir baktım ki havadan kelimeler yağıyordu. Kimisi güzel, kimisi ise kırıcı ve yaralayıcıydı. Üzerime bir damlacık kelime geldi ve üzerinde şu yazıyordu “İleride çok başarılı olacaksın.” Bu beni aşırı mutlu etti. Kelimeyi anneme göstermek istedim ama kelime kutusu buna izin vermedi. Bu duruma biraz kırıldım ama en azından benim bilmem yeterliydi.
Tam eve gitmek üzereyken başıma bir kelime daha geldi; bu sefer beni yaraladı. Kâğıtta şunlar yazıyordu: “Yere düşeceksin.” Bunu yolun üstünde yürürken okudum ve ayağım bir taşa çarptı, diz üstü yere kapaklandım. Dizim kanadı ve bu olaydan çok korkup hemen eve gittim. Artık dışarı çıkmaktan korkuyordum.
Ertesi gün korkarak dışarı çıktım. Telefona hava durumuna baktığımda, önümüzdeki bir hafta boyunca “kelimeli” gösteriyordu. Markete gitmem gerektiği için mecburen dışarı çıktım. Bu sırada üzerime bir kelime daha düştü: “Arkadaşların seni çok seviyor.” Çok mutlu oldum ama yağmurun devam etmemesi için koşa koşa eve döndüm.
Artık bu döngünün bitmesini istiyordum. Aklıma bir fikir geldi: tekrar dışarı çıktım ve üzerime bir kelime düştü. Kelimenin üzerinde şun yazıyordu: “Dile benden ne dilersen.” Çok şanslıydım, zaten öyle bir şey yapacaktım. Hemen diledim: “Lütfen bu kelime döngüsü bitsin.”
Çünkü bitkiler kelime yerine suya ihtiyaç duyuyordu ve Dünya’nın düzeni için bu önemliydi. Nihayet döngü sona erdi. Ertesi gün hayvanlar ve bitkiler de ihtiyaçları olan suyu alabildiler.
