Bir sabah uyandığımda içimde tek bir duygu vardı: mutluluk. Nasıl hissettiğimi anlatmaya kelimeler yetmiyordu. Okula gitmek için hazırlanırken bunu daha net fark ettim. Normalde sabah erken uyanmayı hiç sevmediğim için modum düşük olurdu fakat o gün sanki uykumu fazlasıyla almış gibi dinç ve enerjik kalktım. Kahvaltı yapmak için aşağı indim.
Annem beni görünce heyecanla “Günaydın kızım, kahvaltı etmek ister misin?” diye sordu ancak okula geç kaldığım için kahvaltı yapamadan evden çıkmak zorunda kaldım. Doğal olarak çok acıkmıştım ama en yakın arkadaşım poğaçasının yarısını benimle paylaştığında kendimi çok daha iyi hissettim.
Okuldan çıkıp eve geldiğimde annemin söylediği sözler beni şok etti:
“Kızım, gel sana istediğin telefonu alalım.” dedi.
Bu benim için çok anlamlıydı çünkü yaklaşık yedi yıldır aynı telefonu kullanıyordum ve artık oldukça eskimişti. Ailemin maddi durumu elvermediği için daha önce alamamıştık ama ben her zaman anlayış göstermiştim. Mağazada birbirinden güzel yüzlerce telefon vardı. İçlerinden istediğimi seçip aldım. Annemle babam kasaya yöneldiğinde onlara hemen sarıldım ve “Anneciğim, babacığım, bu telefonu bana aldığınız için çok teşekkür ederim.” dedim v e bu güzel günü, içimde büyük bir mutlulukla böyle sonlandırdık.
