Bir klasiktir; gece haberlerinden sonra hava durumunun sunulması. İşte yine böyle bir gecede ailemle birlikte gece haberlerini dinliyorduk. “Ve sırada hava durumu. Yarın havadan kelimeler yağacak. Evet, yanlış duymadınız. Havadan kelimeler yağacak. Uzmanlar, havadan yağan kelimeler eğer insanlara çarparsa insanların duygularını ve davranışlarını kelimeye göre değiştireceğini tahmin ediyor. Üstüne üstelik bir de Balkanlardan soğuk hava dalgası gelmesi muhtemel. Şimdi sırada reklamlar.”
Duyduğumuza inanamadık. Önce küçük kardeşim, “Yaşasın, havadan kelimeler yağacak!” diyerek çığlık attı. Ama biz daha şokumuzu atlatamamıştık. Haberin yalan olduğunu düşünmüştük. Ama sabah uyandığımızda haberin doğru olduğunu anlamıştık. Havadan inanılmaz bir şekilde kelime yağıyordu! Tabii biz de dışarı çıkmasak olmaz. Kardeşim, ben ve annem birlikte dışarıya çıktık. Ama dakika bir, gol bir; kafama kelime çarptı! Kelime edebiyattı. “Düşmek, en küçük anlamda var olmak demektir.” dedim. Ama bırakın bu sözün sahibinin ismini bilmeyi, daha önce bu sözü duymamıştım.
Sonra bu sefer kardeşime bir kelime düştü. Bu seferki kelime tarihti. “İstanbul, 1453 yılında Osmanlı padişahı II. Mehmed ya da başka bir deyişle Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmiştir.” Ancak kardeşim daha İstanbul’un şehir olup olmadığını bilmiyordu. Sonra anneme “utangaçlık” kelimesi düştü. Bir anda annem bize sırtını dönüp yüzünü kapatmıştı. Biraz daha yağmurda böyle kaldıktan sonra sonunda eve döndük. Ve daha önemlisi, hepimiz çok eğlendik.
