“Sanatın olmadığı toplum hızlı gelişemez” görüşü günümüzde pek çok insan tarafından benimsenmiş bir düşüncedir. Kimi bu düşünceyi sırf diğer insanlarla farklı bir görüşe sahip olmamak veya başka bir deyişle “geri kafalı” gözükmemek için benimsiyormuş gibi yapsa da bu argümanı hayatının belki de bir parçası haline getirmiş toplumlar da mevcut ki zaten bizim gelişmiş olarak nitelendirdiğimiz toplumlar tam olarak bu tanıma uyan toplumlar.
Öncelikle sanat, bireyin düşünme biçimini baştan yaratan bir araçtır. Sanatla haşır neşir bir toplum, dünyaya pek çok farklı perspektiften bakma becerisine sahip olduğundan, olaylara daha yaratıcı çözümler bulmaktadır. Buna belki de en iyi örnek, bir zamanların baskıcı Avrupasının günümüzde konu sanat, bilim ve kültür olduğunda dünyanın tartışmasız en önde gelen topluluğu olmasıdır. Bunun ise tek sebebi sanatın insanlara bambaşka bakış açıları kazandırıp, çok daha hızlı bir gelişime ön ayak olmasıdır. Bugünün dünyasında geri kalmış olarak adlandırılan toplumların tek ortak yanı, sanatı bir yenilik üretme gücü olarak değil, lüks bir uğraş veya bir boş zaman etkinliği olarak görmeleridir
Sanat, toplumu sadece yaratıcılık veya düşünme biçimi olarak dönüştürmez, aynı zamanda toplumsal bağları da güçlendiren bir araçtır. Müzik, tiyatro, sinema gibi etkinlikler bazı ortak duyguları ve paylaşılan değerleri birleştirir. Kriz anında toplumlar, bu kültürel bağ sayesinde dağılmaz, krizi daha iyi yönetebilecek seviyeye gelir. Sanat toplumu yalnızca ekonomik olarak değiştirmez, sanatın yokluğunda bir toplum, ortak değerler üretemez ve hızla yok olur.
Tabi gelişme denince akla ilk gelen sektörlerden biri de ekonomi, peki sanat ekonomiyi nasıl etkiler? Tasarım, sinema, müzik, tiyatro vs. pek çok alanda sanat aslında insan hayatının vazgeçilmezidir. İzlenilen tüm o başyapıtlar, her gün açıp açıp dinlediğimiz parçalar veya daha da iyisi etrafımızda gördüğümüz ve insan yapımı olan her şey aslında sanatın bir ürünüdür. Yani sanat, hayatınızda zannettiğinizden çok daha büyük bir yer edinmektedir ve bu nedenle vazgeçilmezlerimizden biridir. Ekonomik açıdan da pek çok sektörün ortaya çıkmasına ve büyümesine vesile olmuştur. Ayrıca sanat, insana kendini ifade edebilme yetisi kazandırır. Kendisini daha iyi ifade edebilen bir şahısın özgüveni yüksektir. Yüksek özgüven demek ise daha yaratıcı düşünebilmek, daha riskli kararlar alabilmektir. Sonucunda ise gelişim kaçınılmazdır.
Sonuç olarak “sanatın olmadığı toplumlar hızlı gelişemez” fikri büyük ölçüde haklıdır. Sanat, ortak değerleri olan bir toplumun var olmasının bir numaralı şartıdır.
