Bir gün eve geldiğimde suların kesilmiş olduğunu fark ettim. “Hiçbir şey olmaz.” diye düşünürken neredeyse hiçbir şey yapamadığımı fark ettim. Su içemediğim için markete gidip su almak zorunda kaldım; sanki susuz yaşayamıyormuşum gibi geldi. Bu durum aklıma Afrika’daki su sorunlarını da getirdi.
Türkiye’de de kuraklık tehlikesiyle ilgili haberler bütün kanallarda yer aldı. İstanbul, kuraklık konusunda önde gelen şehirlerden biri olarak gösteriliyordu. Benim düşünceme göre bunun asıl sebepleri nüfus artışı, küresel ısınma ve hızlı şehirleşme. Bu nedenlerden dolayı ileride su sıkıntıları ve hatta su savaşları çıkabilir.
Bence su hâlâ varken tasarruf etmeliyiz; su bitince değil. Eğer barajlar, su arıtma tesisleri ve su yönetimi projeleri devam ederse İstanbul’u ve hatta tüm dünyayı kuraklıktan koruyabiliriz.
