Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk oluştu. Sanki birazdan kötü bir şey olacakmış gibiydi. O sırada aniden arkamdan gelen bir sesle irkildim. Meğer sadece bir kediymiş.
Eve doğru yürümeye başladım ama içimdeki huzursuzluk hâlâ geçmemişti. Ayrıca sanki önemli bir şeyi unutmuşum gibi hissediyordum. Tam o anda, evde anneme ya da babama bir şey olmuş olabileceğini düşündüm. Bu düşünceyle koşarak eve gitmeye başladım. Derken arkamdan ayak sesleri duydum. Hemen durup arkama baktım.
Gece koşusuna çıkan, yan apartmanda oturan Sevda ablaydı. Kafamı bu paranoyadan uzaklaştırmak için içimden bir şarkı söylemeye başladım. Büyük bir endişeyle eve sonunda ulaştım ama evin ışıkları yanmıyordu. Anahtarımı bulamayınca kısa bir panik yaşadım. Meğer çantamın ön gözündeymiş.
Kapıyı açar açmaz bir anda ışıklar yandı. Her yerden renkli ışıklar geliyordu, renkli kâğıtlar havada uçuşuyordu. Bazı insanlar bir şeyler söylüyordu. İnsan olup olmadıklarından bile emin değildim. O an sanırım olduğum yere yığıldım çünkü şok geçirmiştim.
Gözlerimi açtığımda hastanedeydim ve etrafım yine insanlarla doluydu. Kendime geldiğimde sağımda annem, solumda babam vardı. Karşımda ise tanımadığım kişiler duruyordu; meğer onlar da akrabalarımızmış. O gün benim için gerçekten çok sürprizlerle dolu bir gündü.
