Otobüsten indiğimde hava, beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafıma bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bir anda hiç beklemediğim bir şey oldu: Yer sallanmaya başladı. İlk başta ne olduğunu anlayamadım, muhtemelen yorgunluktan sendeliyorumdur diye düşündüm. Sonuçta uzun ve yorucu bir gün geçirmiştim. Tam o anda şiddetli bir ses duydum ve hemen kafamı o yöne çevirdim. Bir bina yıkılıyordu. O an bunun bir deprem olduğunu anladım.
Ne yapacaktım? Korkudan ben de zeminle birlikte titremeye başladım. İnsanlar bağırıyor, binalardan çıkıyor, yapılar çöküyordu fakat deprem durmak bilmiyordu. Sürekli sallanıyorduk. Neyse ki otobüs durağının yakınında bir bina yoktu ya da ben öyle zannediyordum. Bir anda arkamdan büyük bir çökme sesi geldi. Uzun bir bina benim bulunduğum tarafa doğru yıkılmıştı. Üzerime düşmemesinden kıl payı kurtulmuştum. Telaşla etrafa baktım, düşebilecek başka bir bina yoktu. Bunu başkaları da fark etmiş olmalıydı ki herkes benim yanıma doğru gelmeye başladı. Hâlâ sallanıyorduk. İnanamıyordum.
Etrafımdaki insanlara baktım. Bazıları yıkılan evleri için ağlıyordu. Benim evim burada değildi. O anda Asya aklıma geldi. Ona yatıya kalmak için buradaydım! Arkadaşım neredeydi? Enkaz altında kalmış olabilirdi. Hemen onu aradım ama telefonu açmadı. Yer sarsıntısı sonunda durdu fakat arkadaşımı bulmalıydım. Evine gidip binanın yıkılıp yıkılmadığına bakmam gerekiyordu.
Kaldığı apartmanın yerinde büyük bir moloz yığını vardı. Binası tamamen yıkılmıştı ve Asya muhtemelen içerideydi. Tüm gücümle bağırdım:
“Beni duyan var mı?”
“Lütfen cevap verin, beni duyan var mı?”
Yaşlı bir adama ait olduğunu düşündüğüm bir ses duydum. Ne dediğini tam anlayamadım ama Asya’nın anlattıklarına göre bu adam yaklaşık yetmiş yaşlarında olmalıydı. Asya’nın karşı komşusuydu. Ona geri döneceğimi söyleyip hemen yardım ekiplerinden bir grup insan bulmaya çalıştım. Kısa süre sonra ekipler geldi ve beton yığınını kazmaya başladılar. Yaşlı adam gerçekten oradaydı. Onu kurtarıp hastaneye götürdüler. Ekipleri, arkadaşımın da enkaz altında olabileceği konusunda bilgilendirdim. Ardından Asya’nın annesini arayıp durumu anlattım; hemen geleceğini söyledi.
Annesi, babası, ben ve yardım ekipleri saatlerce Asya’yı aradık. Arama sırasında binada yaşayan bir çocuğu ve başka bir kadını kurtardık ancak Asya’ya dair hiçbir iz bulamadık. Ekipler daha sonra tekrar arama yapabileceklerini fakat enkazda başka kimse kalmadığını düşündüklerini söylediler. Bir daha da gelmediler.
Günler boyunca Asya’yı her yerde aradık. Belki markete gitmiştir, belki de başka bir yerden kurtarılmıştır diye çevredeki tüm hastanelere sorduk. Hiçbirinde yoktu. Herkes artık pes etmemiz gerektiğini söylüyordu. Belki de haklılardı.
Son bir umutla polise gittik. Görevli polis memuru, hayatımızda duyabileceğimiz en güzel haberi verdi: Asya hayattaydı. Diğer hastanelerde yer olmadığı için şehrin öbür ucundaki bir hastaneye götürülmüştü. Hemen oraya gittik. Asya’yı gördüğüme hiç bu kadar sevinmemiştim. Meğer depremden yaklaşık on dakika önce, birkaç atıştırmalık almak için en yakın markete gitmiş. Deprem marketteyken olmuş ve o da enkaz altında kalmış.
Asya’nın iyileşmesi bir hafta sürdü fakat ben o günü hiç unutamadım. Asya taburcu olduktan sonra yaptığım ilk şey, AKUT’ta gönüllü olarak çalışmak için başvuru yapmak oldu.
