Sosyal Medya Bağımlılığı

Günümüzde gençlerin karşılaştığı önemli sorunlardan biri gelecek kaygısıdır. Eğitim hayatı boyunca gençlere sürekli başarılı olmaları, iyi bir meslek edinmeleri ve “hayatta bir yerlere gelmeleri” gerektiği söylenir. Ancak mezuniyet sonrasında işsizlik oranlarının yüksek olması ve ekonomik belirsizlikler, gençlerin umutlarını ciddi şekilde zedelemektedir.

Bu durum, gençlerin hem psikolojik sağlığını hem de motivasyonunu olumsuz etkilemektedir. Gelecek kaygısının en temel nedenlerinden biri eğitim sistemi ile iş dünyası arasındaki uyumsuzluktur. Gençler yıllarca sınavlara hazırlanmakta, teorik bilgiler öğrenmekte fakat mezun olduklarında bu bilgilerin iş hayatında yeterli olmadığını fark etmektedir. Buna ek olarak, aile ve toplum baskısı da bu kaygıyı artırmaktadır. “Bu bölümü okursan işsiz kalırsın” veya “Şu yaşa geldin hâlâ bir işin yok.” gibi söylemler, gençlerin kendilerini yetersiz hissetmesine neden olur. Örneğin üniversiteden yeni mezun bir gencin onlarca başvuru yapıp geri dönüş alamaması, geleceğe dair umudunu kırabilmektedir. Bu sorunun çözümü için öncelikle gençlerin tek bir başarı tanımına sıkıştırılmaması gerekir. Eğitim sistemi, gençlere sadece sınav kazanmayı değil, beceri geliştirmeyi, eleştirel düşünmeyi ve kendini tanımayı öğretmelidir. Staj, gönüllü çalışmalar ve proje temelli eğitimler gençlerin iş hayatına daha hazır hâle gelmesini sağlayabilir. Ayrıca kariyer danışmanlığı hizmetlerinin yaygınlaştırılması, gençlerin daha bilinçli kararlar almasına yardımcı olur. Devletin genç istihdamını destekleyen politikalar üretmesi de oldukça önemlidir. Bunun yanında bireysel düzeyde de gençlerin yapabilecekleri önemli adımlar vardır. Kısa vadeli hedefler belirlemek, başarısızlıkları kişisel bir eksiklik olarak görmemek ve farklı alanları denemeye açık olmak bu süreçte oldukça değerlidir. Sosyal medyada görülen “herkes çok başarılı” algısının gerçeği yansıtmadığını fark etmek de kaygıyı azaltabilir.

Kendini başkalarıyla sürekli kıyaslamak yerine, kendi gelişimine odaklanan gençler zamanla daha sağlam bir özgüven geliştirebilir. Bu sayede hem ruh sağlığı korunur hem de geleceğe dair belirsizlikler daha yönetilebilir bir hâl alır zamanla ve gençler kendi yollarını çizerken cesur olur.

(Visited 427.500 times, 1 visits today)