Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi. Bir anda o huzursuzluk korkuya dönüştü. Kalbim hızlı hızlı atmaya başladı. Normalde bu sokaktan geçerken hiç korkmazdım ama o akşam her şey bana farklı geliyordu. Hiçbir ses çıkmıyordu; bu sessizlik kulağımı rahatsız ediyor ve daha fazla gerilmeme neden oluyordu.
Yavaş adımlarla yürümeye başladım. Ayak seslerim boş sokakta yankılanıyor gibiydi. Birkaç adım sonra istemsiz bir şekilde arkama baktım. Kimse yoktu ama yine de içimde garip bir his vardı. Sokak lambalarının titreyen ışıkları yerde uzun gölgeler oluşturuyordu. Bir anda önümden geçen bir kedi miyavlayınca irkildim. Küçük bir olay olmasına rağmen kalbim hızla çarpıyordu. Kendime kızarak yoluma devam ettim. Eve yaklaştıkça biraz rahatladım ama tamamen sakinleşemedim. Pencerelerden gelen en ufak ses bile dikkatimi çekiyor, adımlarımı hızlandırıyordu. Sonunda evimizin kapısına ulaştım. Kapıyı açıp içeri girdiğimde derin bir nefes aldım. O an güvende olduğumu hissettim. O gece yatağımda uzanırken yaşadıklarımı düşündüm. Bu yürüyüş bana bazen insanın en çok kendi korkularıyla mücadele ettiğini öğretti.
Ertesi sabah uyandığımda sokak aklıma geldi, olanları düşündüm. Okula giderken aynı yoldan geçtim fakat gündüz olmasına rağmen aynı hissi hissetmeye devam ediyordum. Bu his, bundan sonraki her geçişimde de devam etti, ta ki bir gün gizemli bir adamla tanışana kadar. O adamla tanıştıktan sonra her şey değişti…
