Merhaba, ben Onat. Bugün size gerçeğe dayalı bir hikaye anlatacağım. Yalnız bir insanın uzun olan sabahlarından…
Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamayacağım bir huzursuzluk belirdi ve başımı iyice döndürdü. Her sabah akşama kadar çalıştığım işime gider, geç saatlere kaldıktan sonra mutlu mesut dönerdim. Tabii iş arkadaşlarımdan bazıları ile aynı anda işe girerdim çünkü ilk biz gelirdik. Bu gün ne yazık ki yalnızdım ve servis beni geride bırakmak zorunda kalmıştı. Sessiz ve usulca yoluma baktım. Elimden bir şey gelmediğinden ve konuşacak kimse olmadığından her zamanki gibi düşüncelere daldım. Akşamki yağmurdan yerler ıslaktı ve sokak çok sessizdi. Erken olabilirdi ama elimden ne gelirdi ki? Bu zamanlar düşünmeye çok zamanım olduğu için hep içime böyle kötü hisler gelirdi. Ansızın eski anılarımı hatırlar, unutmak için kendimi zorlardım. Yalnız başıma yürümeye devam ederken kafamda gezen düşünce baloncuklarına çarpıp duruyordum. Uzun süre yürüdükten sonra yakındaki bir bankta oturmaya karar verdim. O an fark ettim ki bu kadar uzağa yürümeme rağmen hala giriş kapısı ile karşılaşmamış olmamdı. Düşünürken uyur gezer gibi ne yaptığımın farkında değilim. Ama bu olağan üstü geliyordu. Daha zaman kaybetmeden yürümeye devam ettim.
Birçok kedi, köpek ve güvercin ile karşılaştım. Bu hiç de mantıklı gelmiyordu ve yorulmaya da başlamıştım. Uzun süre düşündükten sonra geçen ki bir anım aklımda canlandı. Bir telefon mesajıydı? Patronumdan iş grubuna iletilmişti. Belki de gereksiz düşünüyordum fakat biraz daha derine gitmeye karar verdim. Bulanık görünmesine rağmen bugün izinli olduğumuzu hatırladım. Grubumuz sayesinde satışlar acayip artmıştı. O an fark ettim ki kapıya ulaşmışım. Geri döndüm ve bu uzun, düşünce dolu yola bir adım daha atmaya karar verdim.
