Otobüsten indiğimde hava beklediğimden çok daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafıma bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi. Hayatımda kendimi hiç bu kadar tedirgin hissetmemiştim. Sokak sessizdi ama bu sessizlik bile ürkütücüydü. Tam o sırada uzaklardan bir çığlık sesi duydum. Kalbim hızla çarpmaya başladı.
Korkuyla yakındaki bir bankın arkasına gizlendim. Etrafıma baktığımda daha önce hiç görmediğim garip canlıların beni sardığını fark ettim. Hepsi etrafımda duruyor, bana bakıyordu. Keskin ve kötü bir koku vardı. Dayanamadım, korkudan ağlamaya başladım. Canavarlar anlaşılmaz sesler çıkarmaya başladı ve yavaş yavaş etrafımda bir çember oluşturdular.
O kadar korkmuştum ki bir anda yerimden fırladım. Koşmaya başladım, bir canavara omuz atarak aralarından sıyrıldım. Nefes nefese kalarak açık bir dükkân aradım ama saat çok geçti, her yer kapalıydı. Son çare olarak bir evin kapısına koştum ve yardım istemek için kapıyı çaldım. Kapı açıldığında gördüğüm manzara karşısında donup kaldım. Canavarlar kapının önündeydi ve bana doğru gülüyorlardı.
Korkudan gözyaşlarım durmuyordu. Oradan kaçıp bir çöplüğe sığındım. Bulduğum eski bir battaniyeyle üzerimi örttüm, kendimi gizlemeye çalıştım. Bir süre sonra canavarların ayak seslerini duydum. Panik yapmamaya çalıştım, nefesimi tuttum ve hiç ses çıkarmadım. Ayak sesleri yaklaştı, sonra uzaklaştı. Şükürler olsun ki beni fark etmemişlerdi. O korkuyla farkında olmadan uyuyakalmışım.
Sabah uyandığımda çok garip bir binadaydım. Etrafımda yine canavarlar vardı ama bu sefer yüzlerinde maskeler bulunuyordu. Bana anlamadığım şeyler söylüyorlardı. Tam tekrar korkmaya başlayacakken içlerinden birinin tanıdık bir şekilde güldüğünü duydum. Ardından hepsi birden gülmeye başladı. Maskelerini çıkardıklarında büyük bir şaşkınlık yaşadım. Meğer o korkunç canavarlar, benim arkadaşlarımmış.
O an yaşadığım korku yerini rahatlamaya bıraktı. Bu yaşadığım olay bana, her gördüğümüz şeyin göründüğü gibi olmadığını ve bazen korkularımızın bizi yanıltabileceğini öğretti.
