İnsanlık, refah seviyesini artırmak ve dünyayı daha yaşanabilir bir yer hâline getirmek amacıyla uzun yıllardır çeşitli alanlarda araştırmalar yapmaktadır. Son yıllarda hızla gelişen yapay zekâ ve teknolojik cihazlar ise beraberinde bitmek bilmeyen tartışmaları getirmiştir. Bu tartışmaların merkezinde ise bu imkânların gençler üzerindeki etkisi yer almaktadır.
Geçmişten günümüze insanların hem zihinsel hem de duygusal olarak geliştiği inkâr edilemez bir gerçektir. Ancak yapay zekânın yaygınlaşmasıyla birlikte, birçok gencin basit bir araştırma yapmaya dahi üşendiği gözlemlenmektedir. Bunun temel sebebi, bilgiye hızlı ve zahmetsiz bir şekilde ulaşabilmenin oluşturduğu hız odaklı yaşam tarzıdır. Düşünün ki tek bir mesaj gönderiyorsunuz ve saniyeler içinde karşınıza paragraf uzunluğunda, farklı kaynaklardan derlenmiş bilgiler çıkıyor. İlk bakışta bu oldukça cazip görünmektedir. Asıl sorun ise gençlerin bu imkânı gerektiğinde değil, en basit kararları verirken bile kullanmaya başlamasıdır.
Örneğin, basit bir tarih ya da coğrafya bilgisini öğrenmek için bir ansiklopediye göz atmak ya da farklı kaynakları inceleyerek kendi çıkarımlarımıza ulaşmak eskiden heyecan verici bir süreçti. Günümüzde ise bu yöntemler bizlere fazlasıyla zahmetli gelmektedir. Bunun nedeni, yapay zekâ kullanımının bir alışkanlık hâline gelmesi ve zamanla bireyin düşünme ve karar verme becerilerini köreltmesidir. Kendi başımıza düşünmek yerine hazır cevaplara yönelmek, bireysel irademizi farkında olmadan zayıflatmaktadır.
Atalarımızın da dediği gibi, ölüm dışında her şeyin bir çözümü vardır. Bu durumun çözümü ise oldukça basittir: irade. Bir soruyla karşılaştığımızda defalarca denemek, öğretmenimize danışmak ya da bir kavramın anlamını farklı kaynaklardan araştırmak, düşünme becerimizi canlı tutar. “Kendi kararımızı kendimiz vermeliyiz” anlayışını içselleştirmek bu noktada büyük önem taşır. Aksi takdirde bu durumun zararı yalnızca bireye değil, çevreye de yansır. Sırf kü
çük bir bilgi için tonlarca su tüketen yapay zekâ sistemlerine, hayatımızı doğrudan etkileyen konuları sormak ne kadar doğrudur?
Bir diğer önemli çözüm ise farkındalık oluşturmaktır. Gençlerin, bu teknolojilerin avantajlarının yanı sıra olası zararlarını da kavraması gerekir. Bunun yolu, anlayan ve empati kurabilen bireyler aracılığıyla doğru bilgiyi aktarmak ve bunu günlük hayatta uygulamaktan geçer. Aksi hâlde, kendimiz aynı hatayı yaparken başkalarına öğüt vermek anlamsız olacaktır. Kolaya kaçmayı sürdürdüğümüz her gün, hem karar verme yetimizi biraz daha kaybedecek hem de doğal kaynakları bilinçsizce tüketmeye devam edeceğiz.
Sonuç olarak, yapay zekâ gibi etkileyici ve faydalı bir buluşu kullanmak elbette kaçınılmazdır. Asıl önemli olan, onu ne zaman ve ne ölçüde kullanmamız gerektiğini bilmek ve bu bilinci çevremizle paylaşmaktır. Unutulmamalıdır ki, her şeyin fazlası zarar getirir.
