Karanlık Sokak

Otobüsten inerken hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup çevreye bakarken, içimde nedeni bilinmeyen bir huzursuzluk başladı ve adımlarımı neden yavaşlattığımı bilmiyordum.Neden böyle yavaşladığımı ben bile anlayamamıştım. . Sanki acele etmem gereken bir şey yoktu ama kalmam da doğru değildi. Sanki valizimin içindeki eşyalar çoğalmışta ağıtlaşmıştı., omzumdaki çanta sürekli kayıp duruyordu.

Bu sokaktan en son yıllar önce geçmiş olmalıydım. Evler aynıydı ama aynı zamanda değildi de. Birinin penceresi kapalıydı. İçeride birisinin yaşadığından haberdar olmak içimi rahatlatıyor, beni daha çok güvende hissettiriyordı . Yine de kimseyle karşılaşmak istemiyordum. Ayakkabılarımın sesi, gecenin sessizliğinde çok daha sesli geliyordu bana. Dönüp arkamı kontrol ettim, aslında gerek yoktu ama yine de içim rahat rahat etmedi.

Bir süre sonra yürümeyi bıraktım. Sokak lambasının altından çıkmak istemedim; orası küçük de olsa nedense güvenli bir alan gibi hissettirdi . Derin bir nefes aldım ama hava soğuk ve sertti, burnum soğuktan domates gibi kızarmıştı. O an, buraya neden geldiğimi tekrar sordum kendime. Cevabı bilsem de bilmemezlikten geliyordum. Ne kadar bilmemezlikten gelsem de nedenini bilmem beni rahatsız ediyordu.

Karşı apartmanın girişinde bir kedi vardı. Beni fark edince hiç korkmadan baktı. Bakışı uzun sürdü, sonra arkasını dönüp gitti. Bu basit sahne, garip bir şekilde içimi rahatlattı . Her şey belki de kafamın içinde büyüyordu. Lambanın altından çıkıp yürümeye karar verdim. Adımlarım bu kez daha kararlıydı  ve valizim hafiflemiş gibi hissetsem de içimdeki huzursuzluk tam olarak geçmedi.

Sokağın sonunda tanıdık bir kapı belirdi. Zili çalmadan önce duraksadım. Geceyle, sessizlikle ve kendimle baş başa kalmıştım. O an şunu fark ettim: Sokak aslında o kadar da karanlık değildi, zihnim karartıyordu  ve ondan kaçmak sandığımdan daha zordu.

Parmaklarım kapının üzerinde asılı kaldı; sanki küçük bir hareket büyük bir şey değiştirecekmiş gibiydi. İçeriden ses gelmiyordu ama evin boş olduğunu da düşünmüyordum. Buraya gelmeden önce defalarca bu anı hayalimde canlandırmıştım; fakat şimdi her şey daha farklıydı. Daha sessiz, daha gerçekti.

Kapıya yaslanıp gözlerimi kapattım. Otobüs yolculuğu boyunca uyuyamamıştım, başım ağrıyordu. Belki de yorgunluktan her şeyi bu kadar büyütüyordum. Yine de içimde bir ses, geri dönmenin daha kolay olacağını fısıldıyordu. Ama dönülecek bir yer kalmamıştı artık. Bunu biliyordum.

Zili sonunda çaldım. Ses, gecenin içinde gereğinden fazla yankılandı. Birkaç saniye geçti, sonra kapının arkasından hafif adımlar duydum. Kalbim hızlandı. Kapı açıldığında karşımdaki yüzü tam seçemedim ama tanıdık geldiğini hissettim. Hiçbir şey söylemedik. Zaten söyleyecek doğru bir cümle de yoktu sanırım.

İçeri adım attığımda sıcak hava yüzüme çarptı. Koridor dar ve loştu ama bana yabancı değildi. Ayakkabılarımı çıkarmayı unuttum, kimse de bir şey demedi. O an anladım ki bu gece uzun olacaktı. Belki zor, belki de beklediğimden daha sakin. Her ne olursa olsun, artık buradaydım ve kaçmak istemiyordum.

(Visited 2 times, 1 visits today)