Dünyamız son birkaç yılda fazlasıyla değişti, neredeyse bir yüzyılda gerçekleşmesi beklenecek sayıdaki gelişmeler oldukça kısa bir zaman diliminde hayatımızdaki yerlerini edindi. Özellikle teknoloji her geçen gün gelişiyor ve bu durum en çok gençleri etkiliyor. Sosyal medyanın yarattığı “mükemmel hayat” algısı gençleri “Daha iyi olmalıyım.” kompleksine sokuyor. Bu da günümüz genç neslinin en büyük problemini ortaya koyuyor: Sürekli karşılaştırmak, karşılaştırılmak ve bunun sonucunda oluşan “Yeterli değilim.” hissi.
Artık sadece okulda başarılı olmak gençler için yeterli değil. Aynı zamanda sosyal medyada aktif, yetenekli, özgüvenli ve “mükemmel” olmaları bekleniyor. Problem de buradan filizleniyor zaten, sosyal medya bataklığı her yaştan insanı etkisi altına almış durumda. Ancak ergenlik çağı zaten bireylerin özgüveninin zedelendiği bir dönem, ekstradan bir de medya ve beraberinde getirdiği anlamsız standartlar ortaya çıkınca gençler ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Bu tarz platformlarda insanlar genellikle hayatlarının en iyi anlarını paylaşıyor. Başarılar, güzel ve lüks kıyafetler, mutlu anlar sürekli gözümüze sokuluyor. Bunları izleyen bir genç ise haliyle kendi hayatını eksik görmeye başlıyor. Örneğin bir öğrenci, sosyal medyada yaşıtlarının başarılarını görürse kendisinden şüphe etmesi ve yetersiz olduğuna inanmaya başlaması oldukça olağan bir durum olur. Bu durum zamanla çocuğun özgüvenini azaltır ve motivasyonu düşürür.
Bu yetersizlik hissinde aile yapısının ve toplum baskılarının etkisi de azımsanamayacak kadar fazladır. Çoğu genç, ailesinin beklentilerini karşılamak için kendini gereğinden fazla ve abartı düzeyde zorluyor. “Daha iyisini yapabilirsin” cümlesi iyi niyetle söylense bile bazen gençler üzerinde anlamsız bir baskı ve kaygı problemleri yaratabiliyor. Özellikle sınav sistemi ve gelecek kaygısı, gençlerin sürekli stres altında yaşamasına neden oluyor. Henüz kim olduğunu bile bilmeyen ama keşfetmek için çaba gösteren ufacık bir çocuktan aynı zamanda hayatının tamamını planlaması bekleniyor.
Her problemin olduğu gibi bunun da olası çözüm yolları vardır. Öncelikle gençlere hata yapmanın normal olduğu öğretilmelidir. Herkesin farklı hayatlar yaşadığının anlatılması ve şartları farklı olan iki insanın kıyaslanmasının sağlıklı olmayacağının açıklanması şiddetli önem taşır. Okullarda sadece akademik başarıya değil, öğrencilerin duygusal durumlarına ve akıl sağlıklarına da önem verilmelidir. Rehberlik derslerinin içeriği geliştirilerek öğrencilere bu konuda da yol göstermesi için yeniden düzenlenebilir. Ayrıca sosyal medya kullanımının sınırlandırılması, gençlerin kendilerini başkalarıyla daha az karşılaştırmasına yardımcı olabilir. Ailelerin de gençlere notları veya herhangi başka bir durum yüzünden aşırı baskı kurmaması gerekir. Destekleyici olmak, onları anlamaya çalışmak ve dinlemek, ebeveynleri çocuklara yaklaştırır çünkü bir gencin en çok ihtiyacı olan şey, olduğu haliyle kabul edildiğini hissetmektir.
Sonuç olarak hızla değişen dünyada gençlerin en büyük problemi, kendilerini yetersiz hissetmeleridir. Bu his, sevdiklerinden gelecek doğru destek ve anlayışla azaltılabilir. Gençlere kendileri olmaları için alan tanındığında özgüvenleri artacaktır ve bu da onların maksimum potansiyellerine ulaşmalarında büyük rol oynayacaktır.
