İnsan gerçekten özgür müdür , yoksa seçimleri farkında olmadığı sınırlar tarafından mı belirlenir ? Bu soru, felsefenin en eski ve en tartışmalı problemlerinden biridir. Günlük hayatta çoğu zaman kendimizi özgür hissetsek de, verdiğimiz kararların arka planına bakıldığında bu özgürlüğün aslinda ne kadar var olduğu sorgulanabilir.
Günlük yaşamdan basit bir örnegi inceleyelim: Bir insan sabah ne giyeceğine kendi isteğiyle karar verdiğini düşünür. Oysaki bu karar; hava durumu, ekonomik durum, toplumun “uygun” saydığı kıyafetler ve hatta sosyal medyada gördüğü trendler tarafından şekillendirilir.Bu karar, kişinin izlemek zorunda oldugu toplumsal normlar tarafindan etkilenmis,sekillenmiş, yapilanmistir.Kişi seçimi kendisinin yaptığını düşünürken, seçenekler çoktan görünmez sınırlar içinde belirlenmiştir. Benzer şekilde, meslek seçimi de çoğu zaman bireysel bir secim gibi sunulur; ancak aile beklentileri, maddi imkânlar ve toplumda “saygın” kabul edilen işler bu seçimi yönlendirir.Kimse çocugunun “onursuz” bir meslek yapmasini istemez.
Bu durum, felsefede determinizm kavramını akla getirir. Determinizme göre her olay, önceden var olan nedenlerin zorunlu bir sonucudur. Eğer insanın karakteri, yetiştiği çevre ve yaşadığı deneyimler tarafından belirleniyorsa, seçimlerin gerçekten özgür olduğunu söylemek zorlaşır. Aslında günlük hayatta da bu durumu görmek mümkündür. İnsanlar çoğu zaman bir davranışı “kendi karakterim böyle” diyerek açıklar. Ancak bu karakter, çocuklukta öğrenilen alışkanlıklar, aile tutumu ve yaşanan deneyimler sayesinde oluşur. Bazı insanlar risk almaktan korkae, bazıları ise cesur davranır; fakat bu fark çoğu zaman geçmişte yaşanan başarılar ya da hayal kırıklıklarıyla ilgilidir. Bu durum, seçimlerimizin tamamen bağımsız olmadığını, yaşadıklarımızın kararlarımız üzerinde güçlü bir etkisi olduğunu gösterir.
Buna rağmen insanların tamamen çaresiz olduğu söylenemez. Herkes aynı şartlar altında yaşasa bile verdikleri tepkiler birbirnden farklı olabilir.Sonucta insan beyni muhtesem derecede komplike bir yapidir ve insanlarin olaylara tepkileri,kararlari cogu zaman tahmin edilemez. Örneğin para sıkıntıları yaşayan iki kişiden biri umutsuzluğa kapılıp hiçbir şey yapmamayı seçerken, diğeri çözüm aramaya çalışabilir. Benzer şekilde ailesinin baskısıyla belirli bir yola yönlendirilen bir kişi, zamanla bu yolu kabul edebilir ya da kendi istediği yönde ilerlemek için çaba gösterebilir. Bu durum, insanın içinde bulunduğu olaylari,durumlari her zaman seçemese de bu koşullara nasıl karşılık vereceğine karar verebildiğini gösterir
Sonuç olarak insan ne tamamen özgürdür ne de bütünüyle belirlenmiştir. Seçimlerimiz görünmez sınırlar içinde şekillense de, bu sınırlar karşısında nasıl bir tutum alacağımıza karar verebilme gücü bize aittir. Belki de gerçek özgürlük, sınırsız olmaktan değil, sınırların farkında olarak özgün seçimler yapabilmekten geçer.
