Hayatlarımız, baştan sona seçimler yapmaktan oluşur. Ne söyleyeceğimize, ne yapacağımıza ve hangi yolu seçeceğimize durmadan karar veririz bazen ise bizim yerimize karar verilir. Bu sebepen ötürü özgürlük, sadece bir hak değil, kimliğimizi oluşturan bir köşe taşıdır. İnsanların tam anlamıyla özgür olup olmadığı uzun zamandır bir tartışma konusu. Özgürlük genelde herhangi bir olaya, kişiye, duruma bağlı olmadan hür iradeyle istediğini yapabilme becerisi şeklinde tanımlanır. Günümüzün şartları (kültürel, ekonomik, ahlak çerçevesi içerisinde) göz önüne alınınca durum bu tanıma göre daha karmaşık bir hale geliyor.
Biz , insanların, seçme ve davranma yeteneği olarak adlandırılan irade kavramına sahip olduğu bir gerçek. Yani insan; kimle arkadaş olacağına, hangi mesleği yapacağına, hangi değerlere sahip çıkacağını seçebilen bir canlıdır. Bu yönümüzle biz irademizle seçimler yapabilen varlıklarız. Hukuk sistemleri de bireyleri ‘özgür’ kabul eder çünkü insanlar yaptıkları davranışları bilinçli bir şekilde yapar ve sorumluluğuna sahip olur. Bunun yanında, toplumun beklentisine karşı gelmek de tamamen bireyin elindedir. İnsan, ders alan bir varlıktır ve geçmiş hatalarını tekrarlamamayı seçmek de insanın elindedir.Fakat, günlük hayatımızda yaptığımız davranışların çoğunu seçebiliyor olmamız gerçekten özgür olduğumuzu kanıtlar mı?
Öte yandan, tamamen özgürlüğe sahip olduğumuz söylenemez. Kararlarımız tamamen bağımsız değildir ve aile yapısı, ekonomik koşullar, kültür, eğitim düzeyi kısacası hayatımızdaki her şey seçimlerimize bilinçli veya biz fark etmeden etki eder aslında. Bunların yanında korkular, kişisel hedefler, alışkanlıklar ve toplumun beklentileri de bizim seçimlerimizde büyük rol oynar ve çoğu zaman bunun farkında olmayız bile. Örneğin tedirgin veya endişeli hissettiğimiz zamanlarda hızlı nefes alıp vermemiz, üşüdüğümüzde tüylerimizin diken diken olması, bebekken acıktığımızda ağlamamız bile bizim tam anlamıyla özgür olmadığımızı, insanlığın ilk çağlarından kalan içgüdülerimizin bile bir sınırlama olduğunu kanıtlar. Bu sebeplerden ötürü insanların özgürlüğü sanılana göre çok daha kısıtlıdır. Seçimlerimizi etkileyen bir diğer etmen ise kişiliğimizdir. Seçimlerimiz kişiliğimizi etkiler, kişiliğimiz de seçimlerimizi. Kendi değerlerimize uymayan davranışlarda bulunmak bize zor gelir ve bilinçsizce o opsiyonu seçmekten kaçınırız.
Sonuç olarak insanlar ne tamamen özgürdür ne de tamamen özgürlükten yoksundur. İnsan, belirli şartların çizildiği sınırlar içinde seçim yapma özgürlüğüne sahiptir ve bu sınırların varlığı insanın özgürlüğünü sınırlandırır. Kişi, iradesi ile hareket ettiğini ve hiçbir şeye bağlı kalmadan hareket ettiğini düşünse dahi her zaman bilinçaltında bir sebep yatar. Bu yüzden ben insanın belirli koşullar altında özgür olduğuna inanıyorum.
