Kelimelerin Yağdığı Bir Gün

Gökyüzünden yağmur yerine kelimeler yağıyor olsaydı, o gün hayatım boyunca unutamayacağım bir gün olurdu. Sabah uyandığımda pencereyi açar açmaz damlalar yerine kelimelerin süzüldüğünü görürdüm. Harfler havada dönerek yere düşer, bazıları sessizce inerken bazıları sert bir şekilde çarpardı. Daha ilk anda anlardım ki bu kelimelerin hepsi aynı etkiyi bırakmayacak.

Dışarı çıkarken şemsiye almam gerekirdi ama bu sefer yağmurdan değil, kelimelerden korunmak için. “Sevgi”, “umut”, “gülümse” gibi kelimeler şemsiyeme değdiğinde içimde garip bir huzur oluşurdu. Sanki biri bana gün boyunca cesaret veriyordu. Bu kelimeler insanın içini ısıtan türdendi. Okula giderken yolda karşılaştığım insanların yüzlerinde küçük gülümsemeler fark ederdim. Bazıları bu kelimeleri duydukça daha dik yürür, kendine daha çok güvenir gibi olurdu.

Ama ne yazık ki gökten sadece iyileştiren kelimeler yağmazdı. Arada bir “başarısız”, “değersiz”, “yapamazsın” gibi kelimeler de düşerdi. Bu kelimeler ağırdı, insanın omzuna yük gibi binerdi. Bir arkadaşımın üzerine böyle bir kelime düştüğünde yüzünün asıldığını, konuşmayı kestiğini görürdüm. O an kelimelerin ne kadar güçlü olduğunu daha iyi anlardım. Çünkü kimseye dokunmadan bile insanı kırabiliyorlardı.

Okul bahçesinde herkes kendine düşen kelimelerle uğraşırdı. Kimisi kötü kelimelerden kaçmaya çalışır, kimisi iyi olanları yakalamaya çalışırdı. Ben defterime düşen “sabret” kelimesini yazardım. Belki sonra tekrar okumak için. Öğretmenimizin üzerine “anlayış” kelimesi düştüğünde ders daha sakin geçerdi, ama “öfke” düştüğünde sınıf bir anda sessizleşirdi.

Akşam eve dönerken kelime yağmuru yavaşlardı. Yerde biriken kelimelere bakar ve düşünürdüm: Gün içinde söylediğimiz sözler de aslında böyle değil mi? Bazıları iyileştiriyor, bazıları ise fark etmeden yaralıyor. O gün bana şunu öğretirdi: Kelimeler sadece ses değil, aynı zamanda birer izdir. Bu yüzden hangisini kullandığımız çok önemlidir.

(Visited 1 times, 1 visits today)