Günümüzde biz gençlerin karşılaştığı en büyük sorunlardan biri, hem okulda hem de sosyal medyada maruz kaldığımız akran zorbalığı ve sürekli “mükemmel” görünme baskısı. Hepimiz bir grubun parçası olmak, dışlanmamak ve başkaları tarafından beğenilmek istiyoruz. Ancak bu durum bazen kendimiz olmaktan çıkmamıza ya da sırf popüler olmak için başkalarını küçümseyen kişilere dönüşmemize neden oluyor. Sosyal medyadaki o kusursuz hayatlara bakıp kendi hayatımızı yetersiz görmek, bizi içten içe mutsuz eden büyük bir baskı oluşturuyor.
Bu sorunun temel nedenlerinden biri, özgüvenimizi başkalarının yorumlarına veya beğeni sayılarına bağlamış olmamız. Örneğin, paylaştığımız bir fotoğraf az beğeni aldığında kendimizi kötü hissediyoruz ya da gruptaki “havalı” çocuklara benzemediğimiz için kendimizi dışlanmış hissedebiliyoruz. Ayrıca, dijital dünyada anonim olmanın verdiği rahatlıkla insanlar birbirine çok daha ağır eleştiriler yapabiliyor. “Siber zorbalık” dediğimiz bu durum, okul koridorlarından çıkıp odalarımızın içine kadar girerek huzurumuzu kaçırıyor.
Bence bu sorunu çözmenin yolu, öncelikle farklılıklarımızın bizi zenginleştirdiğini kabul etmekten geçiyor. Okullarda sadece ders başarısına değil, karakter gelişimine ve empatiye daha çok önem verilmesi gerekiyor. Mesela zorbalığa uğrayan bir arkadaşımızı gördüğümüzde sessiz kalmak yerine ona destek olmalı ve bu durumu “ispiyonculuk” olarak değil, bir dayanışma olarak görmeliyiz. Kendi değerimizi başkalarının ekranlardaki onayına bırakmadığımız zaman, hem daha özgür hem de daha mutlu bir nesil olacağımıza inanıyorum.
Gençlerin Görünmez Savaşı
(Visited 2 times, 1 visits today)
