Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi ve bir an eve gitmek istemedim. Normalde her gün indiğim duraktı ama o gün her şey bana farklı geliyordu.
Sokak sessizdi, etrafta kimse yoktu. Sadece rüzgârın sesi ve uzaktan gelen bir köpek havlaması duyuluyordu. Işıklar yeterince aydınlatmıyordu ve gölgeler bana garip görünüyordu. Telefonumu elime aldım ama annemi aramak istemedim. Korktuğumu fark etmesini istemiyordum.
Biraz durup etrafa baktım. Kalbim hızlı hızlı atıyordu ve sanki biri beni izliyormuş gibi hissettim. Sonra bunun sadece hayal gücüm olduğunu düşündüm. Çünkü karanlık olunca insan her şeyi farklı düşünebiliyordu.
Yavaş yavaş yürümeye başladım. Eve yaklaştıkça içimdeki huzursuzluk azaldı. Apartmanı gördüğümde rahatladım. Kapıdan içeri girdiğim an her şey normale döndü. O gün anladım ki bazen küçük şeyler bile insanı gereksiz yere korkutabiliyor. Ama yine de o an yaşadığım duyguyu hiç unutmadım.
