Kelime Fırtınası

Sabah kapıyı açtığımda gökyüzünden yağmur değil kelimeler yağıyordu. Sessizce düşüyorlardı ama etkileri büyüktü. Bazı kelimeler hafifti. “İyi”, “devam”, “nefes” gibi. Tenime değince içimde küçük bir rahatlama oluyordu.

Adımlarım yavaş ama dengeliydi. Bu kelimeler insanı ayakta tutuyordu. Sonra sert kelimeler gelmeye başladı. “Korku”, “eksik”, “unutuldun”. Başımın üstüne düştüler. Omuzlarım ağırlaştı. Sırtım eğildi. Sokakta yürüyen herkes başka bir kelime taşıyordu. Bir kadın “sabır” kelimesini avucunda saklıyordu. Yaşlı bir adam “pişmanlık” kelimesiyle ıslanmıştı. Ben bir bankta durdum. Üzerime düşen kelimeleri topladım. Hangileri benimdi, hangileri değildi anlamaya çalıştım. Gökyüzüne baktım. Bulutlar hâlâ doluydu. Daha düşecek çok kelime var gibiydi ve büyük  bir fırtına başlayacak gibi gözüküyordu derken büyük bir fırtına başladı. Fırtına o kadar şiddetliydi ki çok ağır ve kaba kelimeler düşüyordu. bunlardan bazılarını görebiliyordum “beceriksiz” ”akılsız” gibi kötü kelimelerdi. Bu kelimeler yere çarpınca kırılmıyordu, insanın içine giriyordu. Kulaklarımı kapattım ama işe yaramamıştı. Kalbim hızlandı. Kaçmak istedim.

Sonra küçük bir kelime düştü önüme “dur”. Eğildim aldım. Avucumda ısındı. Fırtına sürerken ben o kelimeyle ayakta kaldım ve uzaktan bir ses daha yaklaşırken gökyüzü karardı herkes sustu nefesler karıştı ben bekledim çünkü belki bu yağmur bir gün bitecek ve geriye sessiz bir sabah kalacak mı diye düşündüm ama bu yağmur bitmedi. Ama belki de gelecek nesiller bu yağmurun dinmesini bir çözüm bulacak ve artık herkese evinden dışarı çıkabilecek.

(Visited 6 times, 1 visits today)