Dışarıdan gelen bir sesle irkildim ve hemen cama doğru koştum. Camdan geçen ikinci bir sesle birlikte fark ettim ki cam hafifçe çatlamıştı. Odamda, hediye kutusuna sarılmış bir şeyler duruyordu. Üzerinden çıkan ince, tiz bir ses dikkatimi çekti, yanında ise tuhaf bir şapka vardı. Merakımı yenemedim ve ikisini hemen denemek istedim. Tam o sırada annem yemeğe çağırdı.
Yemeğe gittim ama annem hâlâ “Oğlum, hadi yemeğe gel!” diyordu. Hızla odama geri döndüm ve ayakkabılarıma bakarak her şeyin normal olduğunu düşündüm. Ama kendimi aynada görünce, tişörtü ve şapkayı çıkarma gereği hissettim. Sonra annemin yanına gittim; beni görünce gülümseyerek “Hadi gel, yemeğini ye.” dedi. O an fark ettim ki bu özel tişört ve şapka gerçekten farklı bir güce sahipti.
Okulda bu tişört ve şapkayı kullanmak istedim. Derslere girerken onları giyiyordum. Basketbol dersine girip şapkayı taktığımda, gücün arttığını hissettim. Anladım ki bu tişört ve şapka sadece iyi düşüncelerle çalışıyordu.
Bundan sonra iyi düşüncelerimi ve davranışlarımı artırdım. Yaptığımız iyilikler, gücümüzü daha da yükseltti. Artık etrafımızda daha çok iyi insan vardı. İyi insanların artmasıyla kötüler azalmıştı.
Bu durumu aileme anlattım; onlar hikâyeyi uzaktan zaten biliyorlardı. Dedem, annem ve babam ciddiyetle beni dinlediler ve desteklediler. Ben de bu güçle, türlü iyilikler yapmaya devam ettim.
