Kararmış Hava

  Otobüsten indiğimde hava beklediğimden daha karanlıktı. Sokak lambasının altında durup etrafa bakarken içimde açıklayamadığım bir huzursuzluk belirdi, çevrem bana korku salıyordu. Sokaktaydım ve etrafım sokak lambalarıyla doluydu. Bu yüzden kendimi şanslı hissetmiş, diğer lambalara doğru ilerleyerek etrafı keşfetmeye başlamıştım. Keşfetmekten kastım, sadece bulunduğum yerin mi yoksa sokağın diğer taraflarının da mı aynı şekilde karanlık olduğunu anlamaktı.

  Sokak lambalarının arasında dolaşırken boyu çok uzun bir adam gördüm. Yanına gidip yardım istemek istedim, ona seslendim. Bana baktığında onun bir insan olmadığını fark ettim. Yanında bir bisiklet vardı ve yerde birkaç kan izi bulunuyordu. Korkuyla kaçmaya başladım. Sokak lambaları sayesinde yalnızca önüme bakabiliyordum ve nereye koştuğumu bilmiyordum. Tam o sırada hava bir anda aydınlanmaya başladı. Arkama baktım; adamın, bisikletin ve kan izlerinin ortadan kaybolduğunu gördüm. Sadece sokakta bir bankta oturduğumu fark ettim ve bunun beynimin ürettiği bir hayal olduğunu düşündüm.

 Hava tekrar karardı. Adam bu kez tam bir metre uzağımdaydı. Yerden bir taş alıp ona fırlattım, taş doğrudan kafasına isabet etti ama kaçmadı. Sadece garip bir ses çıkardı ve anlamadığım bir şekilde hava yeniden aydınlandı. Birkaç gün her şey normal geçti fakat hava tekrar karardığında, bu kez adam tam yanımdaydı. Kolumu tuttu ve beni bir yere götürmeye çalıştığını fark ettim. Ona “Kimsin sen?” diye bağırarak beni bırakmasını söyledim. Birkaç yumruk attığımda canavar beni bıraktı. Yüzüne baktığımda onun gerçekten bir insan olmadığını gördüm. Zaten bunu biliyordum ama yüzü çiçeğimsi, açılıp kapanan garip bir yapıdaydı. Açıldığında yüzlerce, hatta binlerce ya da milyonlarca diş gördüm. Kolumu tuttuğu anda hava yine aydınlandı.

  Birkaç gün boyunca her şey tekrar normaldi. Sonra bu olayın üzerinden bir ay geçti. Kimseye anlatmadım; bana inanmayacaklarını düşünüyordum. Hava yeniden karardığında canavarı bu kez etrafta göremedim. Arkama döndüğüm anda birden bana saldırdı. Beni nereye götürdüğünü bilmiyordum çünkü gözlerime bir şey yapmıştı, ne yaptığını anlamıyordum ama göremiyordum. Sadece bulanık görüyordum ve konuşamıyordum. Bir anda gözlerimdeki bulanıklık geçti ama hâlâ konuşamıyordum. Sonra beni sertçe yere fırlattı ve sanırım bayıldım.

  Başka bir yerde uyandım. Sanki havadan kar yağıyordu. Her şey eskimiş, çürümüş ve paslanmıştı. Bir evin içindeydim ve canlı solucanlarla bağlanmıştım. Solucanlar siyah renkteydi ve sürekli hareket ediyorlardı. Bir anda o canavar geldi. Onu beni bırakması için yalvardım. Evin tavanı da her yeri kaplayan solucanlarla doluydu. İlk başta çok korktum, sonra bir anda hiçbir şey hissetmemeye başladım çünkü tavandan bir solucan ağzıma atlamış, konuşmamı engellemişti. İçime garip, havamsı bir şey gönderiyordu.

  Uyandığımda canavar orada yoktu. O an bunun gerçekten yaşandığını anladım. Ağzımdaki solucanı çıkardım, üzerimdeki diğer solucanlardan da kurtuldum ve kaçtım. Bir ağacın gövdesinde bir delik buldum, içinden geçtim ve normal dünyaya döndüm. Bu olayı kimseye anlatmadım, bana inanmayacaklarını biliyordum. Hayatıma normal şekilde devam ettim ve bu olay bir daha hiç yaşanmadı.

(Visited 3 times, 1 visits today)