BİLİM VE ETİĞİN ÇELİŞKİSİ

Bilim doğru düşünme, doğruyu ve bilgiyi araştırma, bilimsel metotlar kullanarak sistematik bilgi edinme ve bilgiyi düzenleme süreci, evreni anlama ve tanımlama gayretleri olarak tanımlanabilir. İnsanlık içgüdülerinden öteye geçip içinde bulunduğu ortamı merak etmeye, anlamaya çalıştığından beri hep var olmuştur. Yüzeysel bir bakış açısından incelendiğinde bilimin varlığı toplum için mutlak bir fayda sağlıyormuş gibi gözükse de, bu tam olarak doğru değildir. Bu konuda daha derinlere inildiğinde fark edileceği üzere, insanın bu dizginlenemez merakı ve daha fazlasını bilme, öğrenme isteğinin bazı noktalarda yarardan çok zararı olabilmektedir.

Bilimle etiğin arasındaki çelişkinin en çok tartışmalara yol açtığı konulardan biri de insan genetiğine çeşitli bilimsel yollarla yapay bir biçimde müdahale edilmesidir. Bazıları bunun insan aklının ve bilimin ilerleyişinin doğal bir ürünü olduğuna kanaat getirmişken, etiğe ve ahlaki değerlere tamamıyla ters düştüğü gerekçesiyle bu ve bunun gibi yöntemleri bir insan hakları ihlali olarak gören bir kesim de bulunmaktadır.

Benim fikrimce insanın sahip olduğu veya olacağı (anne karnındaki bebekler vb.) genetik özelliklere etiğe aykırı biçimde ve maddi kaygı güdülerek müdahale edilmesi insanlık dışı bir uygulamadır. Sözü edilen kişinin ya da ebeveynlerinin rızası olsa dahi, genetiğe yapılan müdahale sağlık açısından bir amaç taşımadığı sürece ortaya konmamalıdır. Zira diğer insanlardan üstün olmak ya da modern toplumun standartlarına daha uygun gözükmek için uygulanan bu tür bilimsel çalışmalar insanlık yararına bir gelişim sağlamamaktadır.

(Visited 14 times, 1 visits today)