Günlerden pazardı. Sabah uyandığımda çok heyecanlıydım çünkü bugün eski ilkokul arkadaşlarımla buluşacaktım. Yatağımdan kalktığım gibi banyoya gittim. Aynanın karşısına geçtiğimde şaşkınlık içinde kaldım. Çünkü tenim turuncu renkteydi ve parlıyordum. Bu hâlimi görünce korktum ve panikledim. Rengim bir anda mora döndü. Endişeyle hemen yüzümü yıkadım ama rengim değişmedi. Kollarım, bacaklarım, kısacası vücudumun her yeri mordu. Panikle hemen anneme seslendim. Yatağından kalktığı gibi koşarak yanıma geldi ve benim bu hâlimi görünce onun da renginin mora dönüştüğünü gördüm.
“Anne, rengin mor!” dedim ve o da bana aynı şeyi söyledi. Birbirimize baktık. İkimiz de hasta değildik ama rengimiz mordu. Hâlâ biraz endişeliydik ama ikimiz de sakinleşmeye başlamıştık. Sakinleştiğimizde rengimizin önce maviye, sonra da kendi rengimize döndüğünü gördük. Hastaneye gitmeye karar verdik. Üstümüzü giyinirken telefonum çaldı, arayan babamdı. Beni görüntülü arıyordu. Telefonu açtığımda tıpkı bir portakal gibi turuncu bir şekilde karşımda duruyordu. Onun bu hâlini görünce gülmeye başladım ve babamın sonradan dediğine göre rengim sarıya döndü. Gülmem bittikten sonra konuşmaya başladık. Bana gece yarısından beri herkesin renginin değişkenlik gösterdiğini, dünyadaki tüm insanların o anki duygularına göre renk değiştirmeye başladığını anlattı ve beni kontrol edip korkmamam için aradığını söyledi.
Onunla konuştuktan sonra televizyonu açtık ve tüm kanallarda bu olayın konuşulduğunu gördük. Televizyondaki tüm insanlar tıpkı bir bukalemun gibi sürekli renk değiştiriyordu. İlk bilgilere göre açıklama yapan yetkililer durumun kaynağını henüz bilmediklerini ama insanların sağlıklarının yerinde olduğunu söylüyordu.
Duyduklarımdan sonra rahatlamıştım. Ama hâlâ heyecan vardı çünkü sırada ne olacağını kimse bilmiyordu. Belki bu sonsuza dek böyle kalacak, belki de bunu uzaylılar yaptı. Belki de bu sadece başlangıçtı…
